O diğer kızlar çıkıyor

Ön yargımı hadi ordan gizlisin zaten itiraf et kim bilir kaç kişiyle aynı anda neler konuştun kimlerle neler paylaştın ya da bir kişiyi tatmin ettin normalde telefon dökümünde hiç biri çıkmaz ama telefonunu savcılık kararıyla herşeyi olduğu gibi çıkarabilirler telefonunu bana getirirsen bilgisayara bağlayıp tüm geçmişini dökerim gözünün önüne hem WhatsApp ... Forum hareketsiz bari merak ettiğim bir konuyu sorayım. :) Hep Türk kızları anlatılırken trip atar deniyor diğer kızlar ne yapıyorda Türk kızlarından ayırıyor. Şunu yaşadım ben. Türk kızına okulda iken konuştuğumda ertesi günlerde konuş cevap vermiyor. İnternete de aynı konuş cevap vermiyor ne... İşte o stres ve baskı anında kontrolü yitirmemek ve doğru karar verip hızla uygulamak çok önemlidir. Çok istersen kesin başarırsın ama sıkça kavga deneyimi yaşaman gerekir diye düşünüyorum. Zira normal bir insan ayda yılda bir o pozisyona gelir ve afallar.. Kızlar bakarmısınız. 113 göst. 11, Haziran, 11 Mino (286 puan) tarafından soruldu. Bunlar sıcaktan mı çıkıyor acaba . 3 Cevaplar. 0 oy . 11, Haziran, 11 Edagünes (6,193 puan) tarafından cevapland ı. Evet isilik sicsktan olur canim sürekli kafasini yuzunu yika ... kızlar size “o” çocuğu buluyorum. ama yanlış anlamayın. bakın anlatıyorum: internet hayatımızın en büyük parçası. Ve eminim bizim yaşlarda internetten tanıştığı biriyle duygusal bir ilişki yaşamayan, hatta arkadaşlıklar, dostluklar kurmayan yoktur. Erkek Arayan Güzel Bulgar Kadınlar. İki insan arasından kültür farkının olması bazen büyük problemlere yol açabiliyor. Çünkü her ne kadar birbirinizi çok sevseniz, çok iyi anlaşıyor olsanız da gerçekten hiç farkında olmadan ilişkinizde anlaşmazlıklar çıkıyor. Geçtiğimiz hafta sonunda grup ikincisi Manisa Büyükşehir Belediyespor’u 3-2 ile geçerek puan cetvelinde dördüncü sıraya yükselen Filenin Timsahları bu kez grup üçüncüsü Alaşehir Belediyespor ile deplasmanda karşı karşıya gelecek. Alaşehir Spor Salonu’nda oynanacak olan müsabaka 12’de başlayacak ve Bursaspor TV ekranlarından canlı yayınlanacak. 23.Hafta Maç ... Kızlar bebeğin isminden sadece baba mı sorumlu o kadar sancı çektim herşeyi yaptım ama sadece ... o benim hakkım gercekten babanın hakkı mi sadece O bayanla o bey görüntülü olarak konuşuyor. Eğer kadın adamı gerçekten beğenip istediği zaman, ağzı da iyi laf yapıyorsa atıyorum 400 ise 500 alıyor, 500 ise 1000 alıyor. Peki beğenmediğinde ne oluyor? Beğenmediğinde de diğer bayana sunuyoruz onu. ... ailem yüzünden girdim, yanımdaki bütün kızlar ailesi yüzünden ... Frozen boyama sayfaları Elsa, Anna, Kristoff ve onun sadık arkadaşı ren geyiği Sven, kardan adam Olaf ve muhteşem Disney üretiminin diğer ünlü karakterleri. Hepsi ücretsiz, yazdırılabilir karlar ülkesi boyama sayfalarının güzel bir seçiminde tek bir yerde toplandı. Çocukların Frozen dünyasını daha iyi keşfetmesine ve bu ünlü Disney filminden bilinen birçok sahneyi ...

KIRMIZI ODA İNCELEME. BOL BOL SPOI VAR ONA GÖRE OKUYUN

2020.09.29 18:07 yuzenpipi KIRMIZI ODA İNCELEME. BOL BOL SPOI VAR ONA GÖRE OKUYUN

NOT : Ben yuzenpipi ve öncelikle yazıya başlamadan belirtmeliyim ki ben bir film/dizi yorumlayıcısı/analizcisi değilim ve yazdığım yazıda farketmeden spoi vermiş olabilirim ondan dolayı bunu göze alarak okuyunuz.
Yazıma başlamadan önce Türk dizi kültürüne ufak bir eleştiriyle başlayacağım.
Biliyorsunuz ki Türk dizi sektörü (şahsen ben izlemiyordum ama illaki denk geldim) iğrenç komedi içerikleri barındıran prodüksiyondan yoksun sanki 5. sınıfa giden bir çocuğun yazdığı senaryo ve metinden ilerleyen garip bir kazanç sektörüne dönüştü. Zengin çocuk ve muhafazakar aile / aptal aşiretler ve yasak aşk temalarından öte gidemiyor çok uzun süredir ha bi de MAFYA dizisi diye hitap ettikleri 3 5 yaşındaki çocukların izleyip izleyip psikolojisini bozan aptal dizileri de atlamazsak olmaz. Şu anki dizilerde gözlemlediğim ve reklamlarında olsun denk geldiğim ya da sosyal medyada bile alay konusu olan içeriklerinden bahsedecek olursak: Aile içi şiddet genelde çocuğa karşı ya da kadına karşı olarak işleniyor. Yasak aşk ve muhtemelen bunun da bir meyvesi. Sürekli silah çatışmaları aralıksız insan ölümleri. Bu tip olaylarda %99 ihtimalle polisin ve diğer kolluk kuvvetlerinin sessiz kalması (arka sokaklar felan izlemiyorsanız böyle oluyor genelde). Çok zengin bir çocuk ve muhtemelen çocuğun aşık olduğu güzel ama fakirlikten ağzı kokan bir kız aşkı (kızın %75 ihtimalle annesi ölmüş ve aptal bir babası/abisi var asla medeni insanlar olmuyorlar). Kendilerini "komik" sıfatına sokan iğrenç bel altı ve asla bırak yüz güldürmeyi bu ne amk dediğiniz espiriler. He bi de sanki mermi hilesi yazmışcasına asla bitmeyen şarjörler de işin içine girdiğinde ortaya Türk dizi kültürü çıkıyor. He bi de uzun bakışmalar "hint filmi" diye hitap ettiğimiz kültür bizim sinema sektörümüze de uğramış bulunmakta. Ben pek dizi izleyen birisi değilim hatta neredeyse izlemem hiç vaktim olmuyor pek ama arada ufak kaçamaklar yapıyorum. Bu arada daha demin değindiğim ve "vakit kaybı" diye hitap ettiğim dizilere asla vakit ayırmıyorum izleyenlerden duyduğum bilgiler ve 1 2 fragman izleyerek bazısının da özetini ne anlatmak istediğini okuyarak bu bilgilere vardım. Bana göre iğrenç sadece kar amacı güden ve prodüksiyondan uzak sıkıcı iğrenç dialoglarla dolu olan en ufak bir merak uyandırmayan ve bırakın 1 dakika sonrayı dizinin finalini tahmin edebileceğiniz basit hiçbirşeye benzemeyen bazı insanların deyimiyle "toplum ahlakını kötü etkileyen" sığ ve niteliksiz dizilerle dolu Türk televizyon ekranı. Unutmayın ben bir dizi analizcisi değilim sadece kendi yorumlarım bunlar yanlışı doğrusu olabilir hatta size göre tamamen yanlış olabilir bu benim kişisel düşüncem.
NOT 2 : Öncelikle dizinin şu an yayınlanmış 4 bölümü var ve bu bölümlerin tamamını izlediğimi belirtmem lazım. Ve toplamda 5 fragmanı var. Bildiğim kadarıyla TV8'de yayınlanıyor ama youtubeden izlemek daha iyi geliyor. Araya reklamlar girmiyor ve tuvalet çay doldurma su alma gibi molalar verebiliyorum durdurma imkanım var kısaca.
Şimdi yazıya geçelim,
Öncelikle sürekli Netflix'ten dizi izleyen isnanlar için "Kırmızı Oda" dizisinin bir bölümü nerdeyse içeriği sığ, eşcinsellik, black lives matter, ve bilimum herkesin bildiği sığ toplumsal mesajlarla dolu olan ve kötü oyunculukların master yaptığu bir Netflix dizisinin neredeyse bir sezonu uzunluğunda. Çoğu netflix dizisinin kötü oyunculuklarla dolu olması sürekli bir çok cinsiyet ya da eşcinsellik gibi temalarla dolu olmasına anlam veremediğim gibi hoşuma da gitmiyor. İzlediğim en ufak bir Netflix dizisi ya da filminde bile bir eşcinsel karakter görüyorum ya da sex içerikli oluyor. Komiklikten en ufak pay almamış sığ bir mizah anlayışıyla dolu olduklarını söylemezsem olmaz. Bu yüzden animasyon diye hitap ettiğim ve "rick and morty" gibi biraz daha adult kaçan dizileri filmleri izlemeyi seviyorum. Sebebi de çok bariz yukarıda ve aşağıda da defalarca kez belirttiğim oyunculuk hataları. İzlediğim animasyon dizi/film'lerinde neredeyse hiç kötü seslendirme ile karşılaşmadım ve keyif alarak izledim. Bilgisayar ortamında oluşturulan karakterlede olabilecek az kusur vardı ve bunları daha rahat kabullediğimden izleme açısından keyif alıyorum. Ama insanların oynadığı düşük bütçeli ergen dizileri de midemin içindekilerinin ekrana çıkmasını sağlıyor. Her dizi filmde sex ve eşcinsellik olmasın lütfen ben bazen "saf komedi" veya saf aksiyon ("bulletrain") olsun istiyorum ama kıçından başından biyerlerden 2 erkeği ya da 2 kadını bir şekilde seviştiriyorlar anlamıyorum bu politikayı. Her neyse artık yazımıza geçelim.
NOT 3 : Biliyorum hala diziyi anlatmaya bile geçemedim ama bana şu şekilde yaklaşmayın. Sen de hiçbir şeyi beğenmiyorsun diyeceksiniz. Herkesin kriterleri vardır ve ben biraz daha katı davranıyorum çoğu zaman acımasız davrandığım da söylenebilir. "Kırmızı Oda" dizisi çok mu iyi derseniz hayır değil ama son dönemde bırakın TV'yi diğer platformlarda bile karşılaştığım çoğu diziye açık ara fark atarak galip geleceğini söylemem gerekiyor. Oyunculuk kusurları benim gözüme çok batar ve bundan dolayı onlarca diziyi 1 2 bölüm izledikten sonra kenara bırakırım. Yine "bağzı" arkadaşlar diyebilir ki "çık sen oyna o zaman amk" ben kendi oyunculuğum hakkında bişey demedim. "Kötü" diye hitap ettiğim oyuncuların o rolü benden bin kat daha iyi oynadıklarına ve oynayacaklarına eminim. Ama vakit ve çoğu zaman para ayırdığınız bu tip şeylerin iyi olmasını olabilecek en üstün başarıyı görmek istersiniz. Ben de öyle birisiyim ve bir tık da bu konuda katı olduğumu söyleyebilirim. Yine diyeceksiniz ki "Kırmızı Oda" dizisinde hiç mi kötü oyunculuk yok? Şunu diyeceğim ki ben şu güne kadar izlediğim hiç bir filmde dizide kusursuz oyunculukla dolu bir yapıt görmedim ama bazı film dizilerde bunlar çok göze çarpmaz bazısındaysa gözleri kör eder yanakları al al yapar "bu ne ya?" dersiniz.
Bu bir "Kırmızı Oda" dizisi övme yazısı değildir
Ana oyuncular :
Binnur Kaya - Doktor Hanım Tülin Özen - Doktor Piraye Burak Sevinç - Doktor Deniz Meriç Aral - Doktor Ayşe Halit Özgür Sarı - Klinik Müdürü Murat
Yardımcı oyuncular :
Gülçin Kültür Şahin - Sekreter Tuna Sezin Bozacı - Kafe Görevlisi Aynur Baran Can Eraslan - Çaycı Hüseyin
(Burda da çaycı Hüseyin olması başta biraz komik gelmişti ama güzel rol yapan bir kişiyiyi seçmişler)
Konuk oyuncular (Psikolojik rahatsızlıkları olan insanları canlandıran oyuncular)
Emre Kınay (5-) Hakan Meriçliler (5-) Melisa Sözen - Alya (2-) Evrim Alasya - Meliha (1-) Salih Bademci - Mehmet (1-4) Hande Doğandemir - Nesrin (1-4)
NOT: Yanlarındaki sayılar hangi bölümler arasında oldukları ya da hangi bölümlerde oynayacakları anlamlarına geliyor
  1. NOT : İzlemeyi düşünenler ya da izleyenler için Salih Bademci ve Hande Doğandemir yani Mehmet ve Nesrin ismindeki oyuncuların 4. bölümden sonra var olacaklarından emin değilim ama galiba onların işleri bitti.
Oyuncu incelemesi:
Normalde ana oyunculardan başlanır ama benim başra Alya (Melisa Sözen) oyuncusuyla başlamak istiyorum çünkü mükemmel oynamış rolünü. Bağzı yerlerde (spoi geliyor) ruh hastalığını "Batman Dark Knight" filmindeki "Joker" (Heath Ledger)'den bile daha iyi oynadığını düşünmeye başladım. Duygu değişimlerini çok iyi yakalıyor bakışları hareketleri mükemmel oynamış. Umarım gelecekte de rol alacağı film/dizilerde de bu başarıyı elde eder. Gerçekten tebrik ediyorum kendisini.
Baş psikoloğumuz herkesin "Doktor hanım", "Doktorum" (Binnur Kaya) diye hitap ettiği oyuncumuz. İsminden tam emin değilim duyduğumu da hatırlamıyorum internetten baktım orda da doktor hanım yazıyor. Her neyse izlemek isterseniz ismi geçiyorsa öğrenirsiniz ismi o kadar da önemli değil. Binnur Kaya bir çok film/dizide oynadığımız çoğumuzun komedi dalında tanıdığı bir isim. Oyunculuğu ile dikkat çeken ve kaliteli işler başaran bir kişi umarım başarılarını devam ettirir. Dizide aşırı akıcı konuşmasıyla ve iç sesinin de kimi zaman devreye girmesiyle birlikte gayet kaliteli bir oyunculuk yakalamış. Diksiyonuyla ve değindiği konularla bazen "Lan bu kadın acaba gerçek hayatta da mı bir psikolog" diyebileceğiniz bir isim. Gayet şık kıyafetler de giyindirerek ve müthiş bir çalışma ortamıyla da desteklendirilerek çok kaliteli yaptığı "Psikolog" rolünü de yapımcı ekip çok iyi pekiştirmiş. Dizide her doktor farklı alanla ilgileniyor. Doktor hanım ya da gerçek ismiyle Binnur Kaya daha çok yetişkin insanlarla ilgileniyor.
Doktor Deniz diye hitap edilen Burak Sevinç adlı oyuncunun canlandırdığı psikolog "çocuk psikoloğu" diye de anılan bölümde hizmet veren kişiyi canlandırıyor. Şu an 4 bölüm yayınlandığı için bu bölümlerde pek gözükmese de sadece 1 hastayla olan konuşmasını ve yaşanan olayları görebildik 4. bölümde. Gayet kaliteli bir oyunculuk yapmasının yanında elleriyle de yaptığı tahtadan maket figürlerle de öne çıkarılmış bir karakter. Şık giyindiği ve mimiklerini iyi kullandığı için puanım Burağa 10 üzerinden 8. 2 puan nerden kırdın diye sorarsanız adamı dizide görmediğim için. Ama konuştuğu yerlerde de gayet iyi oynadığını söyleyebilirim.
Diğer doktorlar hakkında yorum yapamayacağım dizinin daha başlarında olunduğundan çok az konuşmaları var ama gayet iyi oynadıkları aşikar.
Gelelim yardımcı oyuncuları eleştirmeye,
Herkesin "Sekreter Tuna" diye seslendiği Gülçin Kültür Şahin'in rolü üstlendiği ve kliniğin sekreteri olan kişi. Çok baskın bir karakter olmamasına karşın eğlenceli dizinin depresif havasını az da olsa kıran ve "Doktor Hanım" kişisinin de önceden yakın arkadaşı diye belirtilen oyuncu. Sık sık odalara kahve götürmesi ve gelen hastalarla yukarı çıkıp kayıt döküm defterine yazı yazarken olan sahneler dışında görülmeyen bir karakter.
"Kafe görevlisi Aynur" rolünü canlandıran Sezin Bozacı, pek değil neredeyse hiç baskın olmayan bir karakter. Kafe görevlisi rolünden de anlayacağınız üzere kliniğin kafesinde çalışan kişi rolünü üstlenmiş durumda dizi başından beri 2 3 dk ekrana yansıtıldığını düşünüyorum ve bu karakteri atlıyorum.
"Çaycı Hüseyin" rolüyle ekrana gelen Baran Can Eraslan. Bildiğimiz Çaycı Hüseyin değil. Kekeme bir çocuk. Çay kahve felan yapıyor işte bi extrası yok. İyi oynamış rolünü ama birisinin çocuğa kekeme konuşmanın sadece takılarak ve kelimelerin baş harflerini uzatarak olmadığını söylemesi lazım.
Şimdi konuk oyunculara gelelim,
NOT : BURADA SPOİ OLABİLİR ONDAN DOLAYI BURAYI OKUMADAN GEÇMENİZİ TAVSİYE EDERİM. BEN YİNE DE SPOİ OLAN KISIMLARA SPOİ GELİYOR YAZACAĞIM.
NOT 2 : KARAKTERLERİ ANLAMAK İSTİYORSANIZ DA OKUYUN
Emre Kınay ve Hakan Meriçliler kişileri daha sadece fragmanda gösterildiğinden bunların rollerini bilmiyorum.
Melisa Sözen'in canlandırdığı "Alya" karakteri. Kısaca bahsetmek gerekirse,
(SPOİ VAR ATLA BURAYI)
Çok zeki bir kız, okuduğu bölümü 1.likle bitiren hali vakti gayet yerinde olan ailesinden sevgi görmemiş annesi ve babasını 3 4 sene önce kaybetmiş bir kız. Küçükken büyüdüğü "köşk" te dışlandığından psikolojik sorunları var. Aynalardan nefret ediyor ve dokunsanız ağlayacak gibi. Çocukken görmediği sevgi onu kitap okumaya itmiş ve konuşma problemi var akıcı konuşamıyor ve 4 yaşındaki kız çocuğundan farksız. Çok zengin olmasına rağmen bir evsiz gibi giyiniyor çocukluğunda takılı kalmış bir kişilik bozukluğu var.
(SPOİ BİTTİ)
Akıl hastası gibi davrandığı yerlerde gerçekten kaliteli bir oyunculuk gösterdiğini söylemeliyim. Yukarıda spoi diye belirttiğim kısmı 4. bölümün ilk yarısında öğreniyorsunuz.
"Meliha" isimli karakterin canlandırılmasında rol alan Evrim Alasya. Kadın rolünü gayet layığıyla yapan çok sıkıntı çekmesine rağmen zorluklara hala göğüs geren "Güçlü Kadın" tabirine tam olarak uyan kişi rolünü çok iyi oynamış. (Saçlarını da kısa kestirmiş gerçek bir güçlü kadın işte)
(SPOI ALERT)
Öncelikle dizinin kötü bulduğum yönünde de belirteceğim gibi Meliha karakterinin hikayesi aşırı abartılmış. 5. boyut filmine dönen hikayesinde aşırı derecede hüzün ve acı geçiyor. Kısaca özetlemek gerekirse babası annesini zamanında bir pavyondan ya da genelevden kaçırıyor babası ve annesi birbirlerine aşırı aşık olmalarına karşın 6 tane de çocuk yapıyorlar. İşin özeti meliha 6 kardeş büyüyorlar. Ama annesi ve babası birbirleri dışında kimseyle ilgilenmediği için bu çocuklar kendi başlarına düşe kalka büyüyorlar. Melihanın annesinin Pavyondan ya da Genelevden gelmesinden dolayı peşinden adamların gelme ihtimaline karşın dağın başında bir yere yerleşiyorlar babası ve annesi önceden. Gün geliyor ve pavyon /genelev sahipleri gelip bunların babalarını vuruyor ve en büyük kız kardeşi alıp götürüyorlar. Daha sonra polisler getiriyor kızı ama 5 gün boyunca 15 16 yaşındaki kıza tecavüz ediyorlar dizi gereği (böyle bir sahne yok tabii ki de) her neyse gel zaman git zaman yine anne aklını kaçırıyor felan derken geçinmek için yine anne orospu oluyor köyün erkekleriyle para karşılığı yatıyor. Anne aklını aşırı kaçırdığından olsa gerek gün geliyor yatağa düşüyor ve ölüyor. 2 erkek 4 kız kardeş ortada kalıyorlar. Anneyi de gömecek kimse olmadığından anneyi bu 6 kardeş en büyüğü tahminimce 16 17 yaşlarında en küçüğü de 3 yaşlarında olmak üzere. Bu arada en büyüğün bi küçüğü de 9 10 yaşlarında falan. Bi gariplil var orada. Neyse kardeşler alıyorlar kazmayı küreği anneyi gömüyorlar. Daha sonra büyük kız İstanbul'a kaçmak için ailecek, köyün erkekleriyle para karşılığı yatmaya başlıyor. Günler geçiyor para birikiyor derken İstanbul yolculuğu gerçekleşiyor. Büyük kız geneleve işe giriyor küçükleri de bir eve yerleştiriyor. Meliha dediğimiz kişi de genelevde çalışan kişinin bir ufağı. Meliha artık evin annesi rolünü üstleniyor 11 12 yaşındaki çocuk. Ablaları bunlara para yolluyor öyle hayatta kalıyorlar 3 5 yaşlarındaki ufak erkek çocukları marangoza işe giriyor o şekilde çocukluklarını geçiriyorlar. Gün geliyor ablalarını aradıklarında ablalarının 7 yerinden bıçaklandığını ve bu şekilde öldüğünü öğreniyorlar. Herkes perişan felan derken çocuklar çalışmaya başlıyor. Kızlar terzide oğlanlar da marangozda. Bu şekilde geçim sağlanıyor. Sonra herkes evleniyor derken meliha ev sahibiyle mecburi bir evlilik yapıyor. Adam Meliha'yı sürekli dövüyor derken 2 tane çocuğu oluyor Meliha'nın. Daha sonra evde bir yangın çıkıyor Meliha'nın büyük çocuğu yangında hayatını kaybediyor. Meliha'nın bilinen hikayesi bu.
(SPOI ENDS)
Meliha kaliteli bir işlenmiş bir karakter ve çok derin bir karakter. Dizide en çok göreceğiniz kısım Meliha karakterinin olacak.
Salih Bademci ve Hande Doğandemir'in canlandırdığı "Mehmet ve Nesrin" çifti. Bu ikilinin 2 tane de çocukları var. İlginç bir aile zenginler ama sorunları var. Açıkcası özellikle Salih Bademci çok iyi bir oyunculuk sergilemiş çok beğendim.
(SPOI ALERT)
Şimdi başlayalım karakterleri özetlemeye. Nesrin kişisinin pek bir geçmişini göremediğimizden sadece şu anını anlatacağım. Mehmet aşırı kıskanç psikolojik sorunları olan herşeyi şiddetle kavgayla çözen birisi. Nesrin dayak yiyen eş ve çocuklar da şiddet görüyor. Nesrin psikoloğa ayrılmak istediğini söyleyerek gidiyor. Mehmet kadını senelerce dövmüş.
Mehmet'in hikayesi de şu şekilde, çocukluğunda sürekli babasından dayak yiyen bir çocuk. Tüm ailesinden özellikle de babasından sürekli şiddet gören neredeyse her gün dayak yiyen ve bilimum bir çok sebepten ötürü dayak yiyen bir çocuk. En çok dayak yeme nedeniyse cılız ve hasta olması. Çocukluğu tramvatik geçerken ailesi abisini seviyor abisini asla dövmüyor ama diğerleri sürekli Mehmet'e fiziksel ve psikolojik şiddet uyguluyor. Gün geliyor askere gidiyor ve askerde de ne bir ziyaret ediliyor ne bir mektup telefon derken Mehmet aşırı sinirli eve geliyor ve ortalığın tabiri caizde amına koyuyor. Ardından ailesi bunu sinirli halde görünce Mehmet'i adam yerine koyuyor ve mehmetin her konudaki çözüm yolu şiddet oluyor. Çocuğunu da cılız diye döven Mehmet'in hikayesi galiba 4. bölümde bitiyor.
(SPOI ENDS)
Kaliteli oyunculuklar çıkarmışlar oyuncu da işini layığıyla yapmış ben beğendim.
Oyunculardan bahsetme kısmı bitti şimdi biraz da teknik detaylara geçeyim.
Dizinin ana konusu psikolojik rahatsızlıkları olan insanların ve psikoloji danışmanlarının aralarında geçen muhabbeti anlatıyor desek doğru olur. Bölüm sürelerinin çok uzun olduğunu söylemek gerekiyor, oralama 150dk diyebiliriz. Ondan dolayı çayınızı kahvenizi çerezinizi ve peçetenizi alıp ekran başına geçin. Sulu gözlü ya da hassas kalpliler için pek tavsiye etmediğim bir dizi. Çünkü çoğu yerinde gözlerinizi doldurabilecek sahneler var ve bu sahneler esnasında çalan müzikler ve yapılan oyunculuklar tek kelime ile ifade edilirse "MUHTEŞEM" bir Türk dizisi beni bu kadar duygulandırıp gözlerimden yaş düşme eşiğine getirmemişti. Dizinin en çok sevdiğim yerlerinden birisi de 2 tane aptal insanın aşkından ve arasında geçen kimsenin ilgilenmediği ilişkilerinden daha ve umarım hiçbir zaman bahsetmiyor oluşu. Dizinin daha teknik detaylarını merak eden arkadaşlar için kısa özet şu şekilde olacaktır:
Tür : Dram Psikolojik
Uyarlama Madalyonun İçi –Gülseren Budayıcıoğlu
Senarist : Banu Kiremitçi Bozkurt
Yönetmen : Cem Karcı
Başrol : Binnur Kaya Tülin Özen Burak Sevinç Meriç Aral Halit Özgür Sarı
Besteci : Fırat Yükselir
NOT: Dizinin bir kitap uyarlaması olduğunu bilmeyen arkadaşlar da yukarıda belirttim hangi kitap olduğunu.
Şimdi bence dizinin "+" ve "-" yönlerini kısaca ele almalıyım ve yazımı bitirmeliyim.
NOT : Dizi daha 4 bölümlük olduğu için çok +'sı az -' si olacaktır. Sebebi gayet basit, seyirci toplamak için çok kaliteli iş çıkarmaya çalışacaklar diye düşünüyorum ama bu başarının da her daim sürmesini istiyorum.
Dizide 2 aptalın aşkı anlatılmıyor. Daha çok toplumsal olaylara değindiğinden yaş kısıtlamasının üzerindeki herkes izlemeli bence. Psikoloğundan kahvedeki amcasına kadar herkes için ders niteliği taşıyan bazı yerleri var anlayıp yakalamasını bilene. Dizi sade yapılmış sürekli saçma sapan mekanlarda geçmiyor 1 2 tane farklı mekan dışında neredeyse hep klinikte ve kişilerin anlattıkları olayların gerçekleştiği yerlerde geçiyor. Bu da akılda kalıcılığı arttırıp " bu kimdi şimdi " ya da " bura nere" sorularıyla karşılaştırmıyor. İşi uzatmıyor uzun uzadıya bakışma sahneleriyle dolu değil dizi. Her saniyesi dolu dolu geçiyor. Ben duygusal şeyler izlemeyi sevmem ama güzel duygulandırıyor insanı burasını da iyi buldum. Oyunculuklar çok güzel olmuş sırıtan kimseyi görmedim daha hatta bazı yerlerde çok çok üst düzey işler ortaya çıkarılmış. Bir Türk yapımından beklemediğim bir iş ortaya serilmiş. Prodüktörler de kaliteli işler çıkarmışlar geçişler eski dönemde yaşanan yerledeki kıyafetler dizaynlar felan ince düşünülmüş güzel eklenmiş şeyler olmuş hep bunu da beğendim.
Eksi yönlerine geçeyim.
Notta da belirttim daha 4 bölüm olduğundan çok fazla eksi yönü yok dizinin ama 1 2 noktası var sıkıntılı olan.
Bazı yerler aşırı abartılmış Özellikle Melihanın hayatı. 5 tane 10 yaşlarında çocuğa ev veriliyor okula gitmiyorlar falan çok abartı bir hikaye olmuş. Melihanın kaliteli bir rol yapmasına karşın sürekli "Doktorum" demesi beni ara ara irite etmedi değil. Aynı şekilde Alya'nın da hikayesi bi tık abartıydı bunu ama kişilerin üstün oyunculukları kapatıyor diyebilirim sıkıntıları. Onun dışında psikolog sarılmıyor abi sarılsan bazıları icin herşey düzelecek sarıl be ablam artık izlerken benim sarılasım geldi Alyaya neyse bunları da hoş karşılayıp incelememi bitiriyorum.
Dizinin ilk 4 bölümüne 9/10 veriyorum.
NOT: ARKADAŞLAR BEN BİR ELEŞTİRMEN DEĞİLİM ONA GÖRE ATIP TUTUN VE TÜRK DİZİLERİNE KIYASLA YAPTIM YORUMLARIMI
submitted by yuzenpipi to KGBTR [link] [comments]


2020.08.15 21:23 karanotlar İlkel Bir Toplumdan Uygarlık Dersi: Amişler

Günümüzde ABD denilince birçok insanın aklına, ileri teknolojiyi yaşamın her alanında kullanan, bireyci ve rekabete dayanan bir toplum yapısı gelir. Oysa nüfus bakımından dünyanın en büyük ülkelerinden biri olan ABD’de, tek tip bir toplum yapısı bulunmamaktadır. Daha başka bir deyişle söylemek gerekirse bir ABD stereotipi yoktur. Tipik ABD’li imajına uyanlar ABD nüfusunun çoğunluğunu oluştursa da, bu imajın dışında kalan pek çok topluluk da ABD’de yaşamaktadır. Bu topluluklar içinde en dikkat çekicilerden birisi de, sanayi devriminden hemen önce Amerika’ya yerleşmeye başlayan ve inançları gereği o dönemim düşünce tarzını günümüzde de devam ettirdiğinden sanayi devriminin doğurduğu toplumsal yozlaşmanın etkilerinden uzak kalan Amişlerdir.
Amişlerin geçmişi 16. yüzyıl İsviçre’sine kadar uzanıyor. Dinde reformun tartışıldığı bu dönemde, başını gezici rahibi Menno Simons’un çektiği bir grup Hristiyan, çocukların doğar doğmaz takdis edilmesine karşı çıkıyor. Çünkü onlara göre Hristiyan bir anne-babadan doğmuş olsa bile bir çocuğun doğumda dinin gereklerini anlaması yani Hristiyan kabul edilebilmesi olanaksızdır. Bu yüzden bir insan ancak bilinçlenmiş kabul edileceği 18 yaşında kendi isteği ile takdis edilerek ya gerçek bir Hristiyan olabilir ya da inandığı başka bir dini kabul edebilir. Doğal olarak bu durum Katolik Kilisesi tarafından hiç hoş karşılanmıyor ve Mennocular adı verilen bu grup için bir insan avı başlatılıyor, yüzlerce Mennocu acımasızca öldürülüyor.
Mennocular daha sonra kendi aralarında bölünüyor ve Amişler, Mennocular ve Bretenler olarak üçe ayrılıyor. 18. yüzyılda baskılar artıp, yaşam daha da çekilmez hale gelince o dönemde insanlara dinsel özgürlük vaat eden yeni dünyaya yani ABD’ye yelken açıyorlar.
Günümüzde dünyanın birçok ülkesine dağılmış olarak yaşayan Mennocuların sayısı 1 milyonun üzerinde. Amişler ise çok az bir kısmı Kanada’da olmak üzere neredeyse tamamı ABD’de yaşıyor. ABD’deki nüfusları yaklaşık olarak 250.000 kadar. Yani sayıca oldukça az sayılırlar. En yoğun olarak bulundukları bölge ise Pennsylvania eyaletinin Lancaster kenti. Burada yoğunlaşmalarının nedeni ise ABD’ye ilk göç ettikleri tarihte Pensilvanya’nın efsanevi valisi William Penn’in onlara kucak açıp barınacak yer ve yaşamlarını kazanacak toprak vermesi.
Teknolojiyi Reddeden Topluluk
Amişler sayı olarak az demiştik ama Batı toplumlarında ender rastlanabilecek bir nüfus artış hızına sahipler. Elizabettown Üniversitesi’nden Amişler uzmanı Donald B. Kraybill’in araştırmasına göre Amiş toplumunun yıllık nüfus artık hızı %4 gibi çok yüksek bir düzeyde. Her Amiş ailesinin ortalama 5-6 civarında, bazılarında ise 15’e ulaşan çocuğu bulunuyor ve hesaplamalara göre 2025 yılı civarında nüfuslarını iki katına yani 500.000’e ulaşmış olacak. Kısacası böylesine yüksek bir nüfus artışı nedeniyle Amiş toplumunun nüfusu yaklaşık olarak her 20 yılda bir 2 katına çıkıyor.
Amişleri diğer topluluklardan ayıran en sıradışı özellikleri ise nüfus artış hızları değil elbette. Onları farklı kılan, ABD gibi ileri teknolojinin yaşamın tüm alanlarında egemen olduğu bir ülkede yaşamalarına karşın teknolojiyi neredeyse hiç kullanmıyor oluşları. İnsan ilişkilerini ve toplumu bozduğuna, gerçek bir Hristiyan’ın Hz. İsa dönemimdeki gibi yaşaması gerektiğine inandıkları için elektrik, telefon, otomobil, bilgisayar, internet gibi çoğumuz için vazgeçilmez sayılabilecek hiçbir teknolojik yeniliği kullanmıyorlar. Ulaşım gereksinimlerini otomobil yerine “buggie” adını verdikleri at arabaları, ışık gereksinimlerini güneşin doğuşu ve batışı arasındaki zamanı değerlendirerek, iletişim gereksinimlerini ise yüz yüze görüşerek karşılamak Amişlerin tipik yaşam tarzı.
Bu düzeni korumak ve çocuklarının erken yaşlarda dış dünyanın olumsuz etkilenmelerini önlemek için ise Amişler temel ilköğretimin ardından çocuklarını devlet okullarından alıp kendi kilise okullarında eğitiyorlar. Onlara göre ABD eğitim sistemi karşı çıktıkları bir rasyonaliteyi çocuklarına aşılamaya çalışıyor çünkü. Öğretmenleri ise yine bu okullardan mezun olmuş çoğu 17-18 yaşlarındaki bekar Amish kızları. Kendi toplumları dışındaki insanları “Englishman” olarak adlandırıp onlarla olan ilişkilerini mümkün olduğunca asgari düzeyde tutmaya çalışıyorlar. Hepsi çok iyi İngilizce bilmelerine karşın kendi aralarında kullandıkları dil Pensilvanya Almancası.
Amişler günümüzde de inançlarına son derece bağlı biçimde yaşıyorlar. Kendilerine özel bir kiliseleri var ve ibadetlerini toplu olarak bu kiliselerde yapıyorlar. Her Pazar ayininden sonra topluluktan bir üyenin evinde toplanıp birlikte yemek yiyorlar. Pazar ayini dışındaki tüm ibadetlerini de evlerinde yapıyorlar. Yaşamın her alanında da inançlarının emrettiği kurallara uymaya çalışıyorlar. Yazılı bir kuralları yok ama “Ordnung” adı verilen bir kurallar silsilesi var.
İnançlarına bu kadar sıkı sıkıya bağlı olmalarına karşın Amiş toplumu bağnazlıktan son derece uzak. Ne de olsa yeni dünyaya göç etmelerinin temel nedeni bağnazlığın geçmişte onlara yaşattığı acı. Öyle ki, 16 yaşına gelen çocuklarını dış dünyayı ve diğer yaşam tarzlarını tanımaları, neyin doğru neyin yanlış olduğunu kendilerinin belirlemesi ve özgür iradeleriyle bir sonuca ulaşmaları için tamamıyla serbest bırakıyorlar.
Her Amiş Kendi Yolunu Belirlemeli
Kullandıkları Pennsylvania Almancasında “dolaşmak” anlamına gelen “rumspringa” denilen bu dönemde gençler uyuşturucu, alkol, seks dahil istedikleri her şeyi serbestçe, sınırsızca deniyor ve yaşıyorlar. Sonra kendi tercihlerini yapıp isterlerse Amiş toplumuna geri dönüyorlar, isterlerse denedikleri bu yaşam tarzına uygun başka kentlere yerleşebiliyorlar. Geri dönenlerden ise, ki istatistikler gençlerin %93’ün geri dönmeyi tercih ettiklerini göstermektedir, Amiş toplumunun kurallarına uymaları bekleniyor.
Amiş toplumu, diğer Anabaptist topluluklar gibi, çoğu Hristiyan mezheplerin aksine doğar doğmaz vaftiz olayına karşı. Çünkü doğan her çocuğun masum olduğuna inanırlar. Kişi, yetişkin olduğunda ne zaman vaftiz olacağına kendisi karar verir. Ancak evlenmek isteyen her Amişin vaftiz olması zorunludur.
Günlük yaşam tarzları da oldukça sade sayılabilir. Örneğin kadınlar kesinlikle makyaj yapmıyor, mücevher takmıyor. Buna evlilik yüzükleri de dahil. Giydikleri uzun kollu ve tek parça etekler gösterişten uzak ve tek renk. Evlenene kadar başlarını siyah bir örtü ile kapatan kadınlar evlendikten sonra beyaz başörtüsü takmaya başlıyorlar. Erkekler de keza aynı şekilde sade giyiniyorlar: Sade renkli bir gömlek, yakasız bir pardösü ve bunları tamamlayan bir şapka. Evlendikten sonra ise sakal kesmeyi bırakırlar.
Amiş Toplumunda Evlilik
Evlilikler de yine Amiş toplumunun kendi içinde yapılıyor. 18 yaşını dolduran kızlar ile 20 yaşını tamamlayan erkekler eşlerini kendileri belirliyor ve ailelerinden izin alarak evleniyor. Yalnız burada da Ordnung kurallarına uymaları gerekiyor. Şöyle ki; bir Amiş ancak başka kendi cemaatinden ya da başka bir cemaat üyesi Amişle evlenebilir. Yabancı biriyle evlenmek kesinlikle yasak. Ayrıca ilk kuzenlerin evlilikleri de yasaktır, ikinci kuzen evlilikleri de sıcak karşılanmaz.
Evlenmeye karar veren Amiş gençleri rahibe veya rahip yardımcısına giderek o zamana kadar zina yapmadıklarını ve evliklerinin Ordnung kurallarına uygun olduğunu belirtirler. Eğer gençler evlilik öncesi seks yapmışlarsa ve bu durumu itiraf etme cesaretini gösterebilirlerse bazı değişiklikler olur. Gençler önce altı haftalık bir ceza ile önce günahlarının kefaretini öderler. Ve gelinin, normalde düğün sırasında giymesi gereken beyaz önlük ve göğüslüğü giymesine izin verilmez. Bir kadının düğünü sırasında giydiği beyaz önlük ve göğüslük öldüğünde de üzerinde olur. Dolayısıyla bir genç kız düğün gününde giydiği beyaz önlük ve göğüslüğün aynı zamanda kefeni olduğunu bilir. Bir tarım toplumu olmalarından dolayı da evliliklerin neredeyse tamamına yakını hasat mevsiminin sonunda yani sonbahar ya da kış aylarında gerçekleşir. Ve evlilikler ya Salı ya da Perşembe günü gerçekleşir.
Boşanma ya da doğum kontrol konusu da tıpkı Katoliklikte olduğu gibidir. Hiçbir gerekçe boşanma için yeterli bir neden değildir. Evlilikle başlayan bir birliktelik, ancak ölüm nedeniyle sona erebilir.
Amiş toplumunun temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Makineleşmeye geçmedikleri ve dolayısıyla daha yüksek maliyetli olduğu için ürettikleri tarımsal ve hayvanlar ürünler diğer üreticilerin ürünlerine göre daha pahalı. Fakat daha pahalı olmalarına karşın neredeyse yok satıyor. Çünkü teknolojinin neredeyse tüm nimetlerini reddeden Amişlerin ürettiklerinin gerçekten organik ve doğal ürünler olduğunu bütün tüketiciler biliyor ve özellikle tercih ediyorlar. Kriz dönemlerinde bile fiyatları yüksek olmasına rağmen Amiş ürünlerine yönelik talepte bir azalma olmaması tüketicilerin onlara duyduğu güvenin en bariz göstergesi. Amişlerin bir diğer bir geçim kaynağı ise marangozluk. Tamamen el emeği olan bu ürünler toptancılar tarafından anında kapışılıp piyasaya sunuluyor. Çünkü bir malı değerinden fazla paraya satmanın günah olduğuna inanan Amişler ürettiklerini maliyetinden çok az bir farkla veriyorlar.
Amişleri ABD’deki diğer topluluklardan farklı kılan bir diğer özellik de, ABD gibi vergi sisteminin son derece sıkı olduğu bir ülkede devlete tek kuruş vergi vermiyor olmaları. Gerçi hükümet birkaç kez vergi alma girişiminde bulunmuş ama kamuoyu baskısı nedeniyle geri adım atmak zorunda kalmış. Vergi vermedikleri gibi herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna da bağlı değiller. Onlara göre en iyi sosyal güvenlik yöntemi, kendi toplumlarının kurmuş olduğu sosyal güvenlik sistemi ve aile kurumudur. Örneğin bir Amiş’in eve gereksinimi varsa hep birlikte karşılıksız imece usulü ona ev inşa ediyorlar. Genelde doktora gitmeyip doğal yöntemlerle tedavi oluyorlar ama gitmek zorunda kalanların tüm masraflarını da yine topluluk karşılıyor. Askere gitmedikleri gibi Amiş toplumu genelde sorunlarını kendi içlerinde hallediyor ve hiç bir suçu polise bildirmiyor.
Amişlerin toplumsal dayanışma anlayışını gösteren en güzel örneklerden biri belki de Amish Grace (Amiş Merhameti) adlı filme ve kitaba da konu olan yaşanmış katliamdır. Bu olayda Amiş toplumu dışından bir kişi, bilinmeyen bir nedenden bir Amiş okulunu basarak 5 küçük kız çocuğunu öldürür ve ardından intihar eder. Katliamın ardından bir araya gelen mağdur Amiş anneleri katliamı gerçekleştiren kişinin evini ziyaret ederek ailenin acısını paylaştıklarını ve yaşananların “sorunlarını çözmekte aciz kalmış bir Tanrı evladının talihsiz bir eylemi” olduğunu söylerler. Ayrıca katliamı gerçekleştiren kişinin ardında yetim bıraktığı çocukları için de bir yardım kampanyası başlatırlar.
Amişler belki de bu yüzden, bireysel kapitalizmin ve yozlaşmanın en vahşisinin yaşandığı ABD’nin en sıradışı toplumudur. Onlar her ne kadar teknolojiden uzak durup modern dünya için ilkel sayılabilecek bir yaşam tarzı benimsemiş olsalar da, çoğu uygar toplumlara ders verecek bir ahlak anlayışları vardır.
http://www.serenti.org/ilkel-bir-toplumdan-uygarlik-dersi-amisle
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.07.25 10:41 Asusnur GRRM - 1999 Söyleşileri - 2

Bu çeviri @griljedi tarafından yapılmıştır
25 Mayıs 2020
Bronn, 30’ların başlarında.
Eğer her bir şövalye başka bir kişiyi şövalye ilan edebiliyorsa Ser Osmynd Kettleblack gibi vicdansız şövalyelerin yahut toplumsal değerleri küçümseyen hanelerin bu durumu suistimal etmesine engel olan nedir?
Sosyal baskı. Bir şövalyenin akranları bunu yapana kötü gözle bakar. Evet, belli bir miktar para kazan olabilir ama şerefi kalmazdı ve şeref, bu kültürde hala çok önemlidir.
Ser Osmynd neden para için başkalarını şövalye ilan etmedi ya da en azından kendi kardeşlerini şövalye ilan etmedi? Aileler içinde bile şövalye olmayan kardeşler var, neden?
Şövalye olmak sadece basitçe “şeref” meselesi değildir, bu bir iş, yükümlülükleri var. Zırh ve en azından savaş atı için belli bir miktar servete ihtiyacını var. Savaşmanız, efendiniz çağırdığı zaman gitmeniz gerekir; insan eğitmeniz ve yönetmeniz beklenir. Bazı insanları (Willas Tyrell, Sam Tarly gibi) bunu yapamaz; bazıları sadece rahip, üstat gibi şeyler olmak için donanımlıdır. Şövalyelik de kısmen dindar bir parçaya sahip, bu yüzden eski ilahların takipçileri şövalye olmaya pek eğilimli değillerdir yoksa faturayı ödemek zorunda kalırlar.
Soylu doğumlu piçler şövalye olabilir mi?
Herkes şövalye olabilir.
Manderly’nin nasıl 40 yaşlarında yaverleri olabiliyordu?
Yaverleri, şövalyelik eğitimi alan, genç erkekler olarak görme eğilimdeyiz bu, gerçeğin sadece bir parçası. Tarihsel olarak hayatlarını tamamen yaver olarak geçiren kişiler de var; 30’larında, 40’larında hatta bazen 50’lerinde yaverler gayet yaygın bir şeydi. Bu insanlar belki şövalye olacak zenginliğe sahip değildi ya da eğilimleri yoktu. Onlar, teğmenliğe terfi etmek istemeyen kariyer ordusu çavuşunun orta çağ muadilleriydi.
Tyrion, babasının Fırtına Burnu’nuna yürümeden önce Robb’u yenmesi gerektiğini düşünüyordu. Stannis’in her an kaleyi terk edip, KL’ye saldırması açısından bu büyük bir risk değil mi?
Fırtına Burnu çok zorlu bir kale. Tywin ve Tyrion, Stannis’in cesurdan ziyade metotik bir adam olduğunu biliyor, bu yüzden düşman kalesini arkasında bırakması mümkün olmayacaktı. Stannis’in Davos’a açıkladığı gibi; psikolojik bir yönü de var dı, küçük de olsa “yenilgi” görmeyi kabul etmedi. Tywin’in Batı’ya yürümesi bir risk mi? Evet. Bu yüzden Harranhall’da uzun bir süre kaldı, Robb’un ona saldıracağını ümit etti ama olmadı, hesaplanmış bir kumar oynadı. Üç taraflı bir mücadelede (Renly ile beraber 4) herhangi bir belirleyici hareket bir risktir ve kazanmak için bazı riskler alınmak zorundadır.
İsyan sırasında Tyrell ve kuvvetleri, neden Fırtına Burnu’nu kuşatıp zamanlarını boşa harcadı? Bilhassa onların azam lordları savaşı kaybederken?
Targaryenler bir takım savaşları kaybetmişlerdi (ve bazılarını da kazanmışlardı), ancak Üç Dişli Mızrak ve King’s Landing Kuşatmasına kadar savaşı gerçekten kaybetmiyorlardı. Ve sonra kaybetti. Ve kuşatmalar orta çağ savaşının çok önemli bir parçasıydı. Fırtına Burnu coğrafi olarak stratejik değildi, ancak Kışyarı Starklar için önemli olduğu gibi Baratheon Hanesi için de önemli olan Robert’ın gücünün temeliydi. Düşmüş olsaydı, Robert evini ve topraklarını kaybederdi … ve iki erkek kardeşi düşman elinde rehine olurdu. Tüm önemli kişiler. Ayrıca Fırtına Burnu’nun düşüşü, fırtına lordlarının çoğunu onu dizini bükme zamanının geldiğine ikna edebilir. Yani kaleler nadiren önemsizdir.
Tyrellerin büyük bir ordusu vardı ama güçlerinin önemli bir kısmı Rhaegar ile birlikteydi. Prensin ordusu, Robert’ın ki daha çok savaş tecrübe etmesine rağmen, Robert’ın ordusundan daha fazlaydı. Savaşın tüm tarihini girmedim ama sadece iki büyük ordunun dövüşmesinden fazlası vardı; kuşatmalar, pusular, kaçış, düello, yağma ve Vadi ile Dorne Hudutları gibi bir dizi uzak yerde savaşlar…
Bir diğer ihtimal olarak Mace’in Aerys’in içten içe kaybetmesini umarken, ikili oynadığı söylenebilir mi? Böylece Ned gelir gelmez sancaklarını indirip, teslim olmuştur.
Ned geldiğinde Aerys ve diğerleri ölmüş, Viserys kaçmıştı; savaşacak kimse yoktu ve savaş her şekilde kaybedilmişti. Modern çağın “toplu savaş” kavramı o dönemler yoktu. Sadakat gibi ordular da kişiseldi. Tyrell’in teslim olması her zamanki gibi bir savaştı. Eğer bir nedenden ötürü Ned’e karşı boş bir savaş vermeyi denerse = daha fırsatçı sancaktarlarını diğer tarafa geçmiş olarak bulabilirdi.
Cat’in Jon’a karşı kötü davranışları hakkında bir soruya cevaben… “Kötü davranış” abartılı bir kelime. Cat, Jon’u kan gelinceye kadar dövdü mü? Hayır. Kendisinden uzaklaştırdı mı? Evet. Sözlü olarak onu suistimal edip, saldırdı mı? Hayır. Bran’ın hasta yatağında olanlar özel bir durumdu ama kendi çocuklarının haklarını konusunda çok koruyucuydu ve kral’ın ziyafetinde meşru doğumlu çocukları ile onun arasında keskin bir çizgi çekti. Jon kesinlikle onu başka yerde görmeyi tercih edeceğini biliyordu (Bu açıklamayı her daim biraz eksik ve yanlış bulmuşumdur çünkü Jon’un duygu ve düşüncelerine baktığımızda tam tersi bir resim çıkıyor; tamam, sürekli bir sözlü saldırı ve dayak gibi şeyler kuşkusuz yok ama basit bir soğuk bakıştan fazlası olduğu aşikar, yoksa en basitinden bu oğlan niye sürekli bu kadından korkup, ağlasın?)
Kanlı Oyuncular, diğer paralı asker birliği kadar eski değil ama çok yeni de değil, isimleri muhtemelen Vargo’dan öncesine dayanıyor. Bir Qohorik şu an onlara liderlik ediyor, sonrasında muhtemelen bir Lys’lı veya Dorne’lu ya da Ibbenli liderlik edebilir.
POVlarını nasıl yazdığı ile ilgili sorusu üzerine… Genelde bir karakteri seçiyorum ve bir duvara toslamadan önce onunle ilgili birkaç pov yazıyorum ve sonra bir başka pov’a geçiyorum ve bu şekilde devam ediyor. En zor POVlar, sanırım büyü elementleri yüzünden de Dany ve Bran ve Bran’ın ayrıca en genç POV olması ve sakat olduğu için kısıtlı olması gibi bir durum da var. Diğer tarafta Tyrion ve Ned’in bölümleri… kendilerini yazıyorlar gibi görünüyor.
Jon’un doğum zamanı ile ilgili bir soru üzerine… Jon ile Dany arasında muhtemelen 8-9 ay gibi bir zaman var… Cat ve Ashara söylentileri üzerine… Söylemeye gerek yok, hepsi zamanla açıklanacak. Ashara Dayne, Kayanyıldız’da yere çakılmadı çünkü bana yazan okuyucular böyleymiş gibi varsayıyor. Dorne’da da atlar var, biliyorsunuz ve tekneler… kendilerine ait olmasa da…Elia’nın Rhaegar ile evlenmesinden sonraki ilk birkaç yıl içinde Prenses’in KL’deki birkaç kadın eşlikçilerinden biriydi. Kalanını kitaplar için saklıyorum.
Greyjoy saldırısı sonrası Tywin, Lannister filosunu yeniden inşa etti. Burada 20 ya da 30 tane gemiden bahsediyoruz. Buna karşın Greyjoy filosuna denk olabilecek yegane deniz filosu Arbor’un kraliyet filosu ve Redwyne filosudur. Greykoy ve Redwyne, Westeros’un geleneksel deniz güçleridir. Lannister gemileri, Demir filonun dar gemilerinden daha heybetli ve büyük; çarklar, karyolar, akrepler gibi şeylerle beraber. Tyreller de Lannisterlarla aşağı yukarı aynı durumdadır ama onlar sancaktarlarına biraz daha bağımlıdır; bilhassa Kalkan Adalarındaki… Hightowerların, ticaret gemilerini korumak için, sadece birkaç savaş gemisi vardır.
Ned’in ordusu ona Dorne’a kadar eşlik etmedi, orada savaş yoktu ama şüphesiz sınırlarda küçük çatışmalar vardı. Lakin Martellerin savaşın dışında kalması tamamen doğru değil, Prens’in ordusunda KM Prens Lewyn komutasında Dornelu askerler vardı. Lakin Dornle’lar prensi olması gerektiği şekilde desteklemediler, bu kısmen Elia yüzünden öfkeli olduklarından kısmen de Doran’ın doğuştan gelen ihtiyatından.
Sevginin bir çok çeşidi var. Robert, kardeşlerini şüphesiz bir şekilde seviyordu ve onlara karşı dürüsttü ama onlardan tamamen hoşlanmıyordu. Stannis ile ilişkileri her zaman dikenliydi. Renly ise ailenin bebeği idi ve saraya gelene kadar Robert ile çok az zaman geçirdi. Robert’ın ona düşkün olabileceğinden şüpheleniyorum ama yakın değillerdi. Stannis, Fırtına Burnu dururken Ejderha Kayasının verilmesinden hiç hoşlanmadı ve bunu hakaret algıladı… ama Robert’ın bu amaçla yaptığı doğru değil. Targlar varislerini her daim Ejderha Kayası prensi olarak atamıştır. Joffrey doğana kadar da Robert, Stannis’i varisi olarak seçmişti. Robert iki kaleyi de kardeşlerine vermek yerine oğullarına verebilirdi ama bunun yerine kardeşlerine verdi ve ellerinde tutmalarına izin verdi, dikkatsiz cömertliğinin bir başka göstergesidir.
Valyria ve kıyameti hakkında ilerleyen ciltlerde daha fazlasını öğreneceksiniz ama illa Kılıçların Fırtınasında olacağını söyleyemem.
Jaime’nin Aerys’i öldürürken ki duyguları konusunda fikirleri var. Bazıları onun acılık hissettiğini düşünüyor, şahsen ben biraz eğlendiğini de düşünüyor.
İki görüş de doğru.
Westeros'da Evlilik ve Nişan Yaşı 6
8 bin yıl önce Ötekiler nasıl yenilgiye uğradı? Sayılarına bakınca yenilmez gibi görünüyorlar? İnsanlar karşı saldırıda bulundu mu?
Binlerce yıl önce olan bir şey, bazı gerçekler sisin arasında kayboldu ve zamanla efsaneye dönüştü. İlerleyen ciltlerde daha fazlasını öğreneceksiniz ama muhtemelen her şeyi değil, hayır.
Yüzsüz İnsanlar, önceden bir tarife listesi asmaz. Onlara ölmesini istediğiniz kişiyi söylersiniz ve onlar da kim olduklarına ve zorluğuna göre durumlara göre fiyat üstüne tartışıp, karara bağlar. Ne kadar zorlu ve üst seviye kişiyse fiyat da o kadar yüksek olacaktır.
Arya’nın yakaladığı siyah kedi, Rhaenys’in kedisi Balerion olabilir mi?
Olabilir.
Westeros’ta erkekler 17 yaşında yetişkin kabul edilir. Yaş kaç olursa olsun yemin edildiğinde (NW veya KM için şeylerde) iş bitmiştir, kaçış yoktur, yaşın gençliği bir kurtulma aracı olmaz. Ayrıca NW, 12 yaş gibi oldukça genç bir kişiye yemin ettirmez.
Sorunun özeti: Hornwood mirası; Lord Hornwood’un kız kardeşi mirası devralacak kişi olarak düşünülmedi ama onun oğlu ve lordun piçi düşünüldü. Elimizde birkaç kadın lord (Mormont, Dustin ve Whent) olduğu düşünülürse bu pek mantıklı gelmiyor. Lord Hornwood ‘un karısı ve gelecek kocası mirası elinde tutacak kişi olarak tasvir edildi. Ayrıca Leydi Whent’in bir Frey ile evlenmiş olmasına rağmen hanesinin son üyesi olması üzerine bir soru soruldu ama GRRM buna cevap vermedi.
Bu soruya kısa cevap; Westeros miras hakkı gerçek orta çağ dönemine göre modellendi. Yani belirsiz, kodlanmamış, farklı yorumlara tabi ve çoğu zaman da çelişkili. Adamın ilk doğan oğlu varis olur, sonra bir sonrakine geçer. Yaşayan bir erkek varken Dorne hariç kızlar, miras konusunda pek göz önüne alınmazlar. Erkek evlatlardan sonra kız evladın mirası alacağı söylenir ama ölü adamın kardeşlerinden biri buna itiraz edebilir. Kız mı erkek mi daha önceliklidir? İki tarafın da bir talebi var.
Ya hiç çocuk yoksa ve geriye sadece torun ve büyük torunlar varsa? Öncelik ve yakınlık daha öncelikli bir prensip midir? Piçlerin hakkı var mı? Meşrulaştırılmış piçler, meşru doğumlu çocuklardan sonra mı yoksa doğum sırasına göre mi sıraya giriyorlar? Dullar ne olacak? Ve ölen kişinin iradesi ne olacak? Bir lord, oğlunu mirastan menedip diğer oğlunu varis yapabilir mi? Yahut bir piçi?
O dönemler de Westeros’ta da keskin, net bir cevabı yok. Olaylara genelde vaka bazında karar verilir, her bir dava bir sonrakine emsal teşkil edebilir ama çoğu zaman emsaller, taleplerle çatışabilir. Orta Çağ’a baktığınızda “çatışan hak talepleri” savaşların nedenin 4’te 3’ünü kapsar. O dönemlerin dünyası yasalarla değil erkeklerle yönetiliyordu. Yasaların belirsizliği lordun bir yerde tercih ettiği bir şey olabilir çünkü bu, onlara güç sağlıyordu. Hornwood davasında kararı sonuçta bir “lord” verecekti ve daha güçlü hak sahipleri karardan memnun değilse, silahlarını çekebilir. Yani kısaca miras meselesi, yasalar kadar politika ile de alakalı bir şekilde karara bağlanıyordu.
Renly, kaygısız ve dikkatsiz bir kişiydi ve geniş genellemerle konuşuyordu (Renly’nin taht talebiyle ilgili konuşmasıyla ilgili). Bağlamdan görebildiğimiz üzere abisinin yasal dayanağını hiçbir şekilde umursamadı, onun ilgilendiği tek şey ordusunun ne kadar büyük olduğuydu.
The Hedge Knight’ta binlerce yıllık yaşta olan kadim ejderhalardan bahsediyor. Targaryenler getirmeden önce Westeros’ta ejderha var mıydı? Yoksa Targlar gelirken ejderha iskeletlerini de mi getirmişti?
Bir zamanlar ejderhalar vardı. (Buz ve Ateşin Şarkısı 'Ejderhalar' 4 )
Kitaplar için sakladığınız bir şey olabileceğini düşündüğüm takip sorusu, Westeros dışındaki Ejderhalara ne oldu? Eğer doğru anladıysam, Simyacılar hiçbir yerde ejderha olmadığını söylüyorlar. Öyle miydi?
Artık var olduğu bilinen ejderhalar yok … ama bu bir ortaçağ dönemi ve dünyanın büyük bölümleri hala terra incognita, bu yüzden gizemli yerlerde çok uzakta her zaman ejderha manzaraları hikayeleri var. Üstatlar bunları kaile almama eğilimindedir.
Ben Tad Williams’ın büyük bir hayranıyım. Tolkien’i yıllarca sevmeme rağmen, modern fanteziyi okumayı bıraktım çünkü çoğu korkunç türev şeylerdi. Sonra Tad’in DRAGONBONE CHAIR’ini denedim ve oturdum ve kendi kendime “Evet! Bu doğru bir yazarın elinde müthiş olabilir!” dedim. Bu ilham olmadan hiçbir zaman BUZ VE ATEŞİN ŞARKISINI yazmazdım. Eğer bulabilirseniz metinlerde bu seriye dair bazı şeyler var. (Azor Ahai Efsanesi 'Sahte Ulak' 1 )
Eğer Dany kısırsa (varisi olmayacağı için) neden Westeros’u işgal etmek istediğine dair bir soruya, cevap vermedi.
submitted by Asusnur to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.05.07 02:26 SikiTuttunSaruman2 Bu bir Netflix dizisi değil

Bu benim hayatım. Günlüğümü kaybedeli 3 ay oluyor. Tekrar aklımı kaçiriyormuş gibi hissediyorum. Yazamadigim çok şey var, ve görüntüler tekrar tekrar gözümün önüne geliyor. Her şey. Korkuyorum, fakat bir sonun olmasından değil, bunun oluş şeklinden.
Bazen fazla mutluyum, sanki her şey Charlie'nin şeker fabrikasından fırlamış gibi. Aslında genel olarak beni tanıyanlar hep eğlenceli ve konuşmayı seven biri olarak tanımlarlar. Biraz da deli dolu olduğumdan severim yeni şeyler denemeyi. Yılbaşında polis hunisini çalmamiz, ya da diğer yılbaşında gece sokakta sarhoş bir şekilde yarışmamız bu yuzdendi. Fakat tüm bunları hatırladıktan sonra tekrar yoruluyorum, çünkü ben ne kadar delirdikçe o kadar ipler elimden kayıyor. Zevk eşiği yükselmiş bir uyuşturu bağımlısı gibi bagimliyim, Charlie'nin cikolatalarina.
Fakat bazen o asitlenmiş etki bir anlığına kesiliyor. O kadar kısa bir an ki gözlerimin önüne gelen. Yaptığım tonla yanlistan bir tanesi gözümün önüne geliyor. İlk köpeğimin tüm ailesi ölüyor, babası lord'u(ismi lorddu) askerlerin vurdugunu söyledi babam. Kardeşlerini sokakta zehirlemişlerdi. Annelerinin ise sokak kopekleriyle ilişkiye girmekten memeleri sarkmişti. Sonra kıtmir geldi(benim baktığım) Yaklaşık 1, 1.5 yıl sonra hem de, evin yolunu buldu. Sevmedim mesela onu o gün. Kafasını yaklaşırfı ama okşamadım tek bir defa. Onun olduğuna inanmıyordum. Sabah saat 6buçukta boynuna bahçeye baglandigi zincir dolanmış bir şekilde bahçede ölü bulundu. Aklıma boğazını parçalarcasina boğan o zincirle intihar etmiş olan köpeğimin bir anlık görüntüsü geliyor.
Ya da ilk yaptığım seks gibi. Bir apartman dairesinin en üst katı. Hep orada yiyiştigimiz sevgilim var. Yiyişmekten kastım ustlerimizde ne var ne yoksa cikartmamiz, kalçalarını sıkıp goguslerini yalamam. Fakat bu sefer çikolata var. Uzun süre sonra gerçekten bir kıza bağlanmayı başarmış biriyim, 17 yaşındayız. Bu yaptığımız yanlış değil. Fakat sanki o fazla sekse muhtaç gibi. Fazla öpüşüyor. Fazla yiyişiyor. Sonrasında çikolatayı göğüsleri arasında gezdirmeye başlıyorum. Ağzımda kare çikolata zorlukla erirken salyalarimiz akıyor. Sevişmek istemiyorum, fakat bu şansı kaciramam. Şans bu, değil mi? En üst kattaki asansör dairesinin kapısının önünde, montlarimizi yere sermiş bir şekilde çırılçıplak kalıyoruz. En üst katta oturuyorlar. Ailesi evlerinin onune geliyor, fakat o dortayak üstünde, ben ise arkasındayım. Tam bir kat ustteyiz. Bizi görmüyorlar, biz ise sessizce duruyoruz. Sonra eve giriyorlar. Fakat biz çikolatayı ve çatal dillerimizden akan salyalarimizı birbirimizin vücuduna sürmeyi bırakmıyoruz. Bu doğru değil. Çırılçıplak vucutlar ve iğrenç koku bir anlığına gözümün önüne geliyor.
Üniversitede 1 yıl kalıyorum. Sonraki sene ise berbat. Fakat arkadaşlarım var, odtüden. Benim evimde seks yapmak için izin istiyorlar ara ara. Bana 6li bira hediye ediyorlar o gün. Cikiyorum evden. Bir kızın evine gidiyorum. Yakın dostlarımdan birinin sevdiği bir kız bu. Fakat bu çocukça. Ondan aylar önce de ben yanlamayi düşünmüştüm oysa, fakat güzel gelmediği için vazgeçmiştim bu düşünceden. Kızın evinde nedense kendimi tutmuyorum. Tutmuyorum çünkü merak ediyorum, nereye kadar gideceğini. Linkin Park çalarken içtiğim sigaradan istiyor, öpüşmeye başlıyoruz. Koltukta olduğu için zor oluyor biraz. In the end çalıyor. Biraz dinlenmek için bacaklarının arasına sırtımı dayasam da sonrasında kucaklayip salonun zeminine atıyorum. Öpüşmeye başlıyoruz tekrar. Sınırları merak ediyorum, sutyenini cikartiyorum bu yüzden. Yakın dostumun aşkı sonuçta. Ayrıca hiçbir münasebetimiz yok, yani bu kadar kolay değildir değil mi? Dur der birazdan, korktuğunu söyler falan. Fakat demiyor. Regl olduğunu söylüyor sadece. Koşarak banyodan havlu getiriyor çarşafın üstüne sermek için. Sevişmeye başlıyoruz, müziğin sesini sona getirdigimizde. Terliyoruz bir yandan. 10 dakika kadar sakso çekiyor, çünkü alkolün etkisindeyiz ve sertleşmek zaman alıyor. Sonra içine girmeye başlıyorum. Regl kanı kokuyor. Ter ile karışmış. Korunmuyoruz, gerek de yok. Hafif bir ritimle inliyor. Kendimi arzuları yerine getirmek için programlanmış bir robot gibi hissediyorum o ara. Sevişmekten yorulunca parmaklarımla devam ediyorum,1...2.. 2parmakta kalıyor. Vajinasının sınırı bu. Kucağıma tekrar oturduğunda arkadan sorry for party rocking çalıyor. Regl kan, alkol ve sigara kokusunu bastırmaya başlıyor sonra ter kokusu. Oda boğuk ve biz zorla nefes alıyoruz. Bazen aklıma bir anligina kucağımda zipladigi an geliyor. Ya da diğer dostumu teselli ederken kızın kanlı vajinasıni parmaklarimla zorladigim anları düşündüğüm anlar.
14 Mart tarihinde ise odtüden daha fazla insan geliyor evime. 4 kız 4 erkek oluyoruz. Gelen çiftler direkt evin içinde öpüşmeye başlıyor, deli gibi içki aliyoruz. Kokteyl zamanı. Gözüme kestirdigim kız belli. I've never been... Oynuyoruz odada. Herkes elini kaldırıp hiç yapmadığı bir şeyi söylüyor, yapmış olanlar ickisinden içiyor. Bu oyun sayesinde daha once kızlardan ikisinin anal yapmış olduğunu ogreniyoruz. Sonlara doğru da herkes kopekleşmeye başlıyor. Bir çift banyoya sevişmeye gidiyor. Kızın inlemelerini duyuyoruz. 6 kişi salonda oynamaya devam ederken bir anda seçtigim kızı öpmeye başlıyorum. Şehvetleniyoruz. Sweatini kaldırıp sutyenini yukarı çekiyorum, göğsünü yalamayn başlıyorum neden sonra. Bizi izleyen 4 kişinin kahkahaları ve kızların oyhşş oha oha sikişmeyin lafları arasında memesinin uç kısmını dişliyorum, tisortum soyuluyor birbirimize surtunurken. İlgi çok üzerimizde toplanınca ve insanlar pornonizler gibi bizi izlemeye başlayınca kız beni hafifçe itiyor eliyle. Duruyoruz. Fakat herkesi uçtuğu belli. Cesaret oyununda soru gereği kızlarin sutyenlerinden birini giyen lise arkadaşımdan anlayabiliyorum gecenin nereye gittiğini. Dans etmeye başlıyoruz koridorda 6kişi, herkes çiftiyle yiyişiyor. Banyodakilerin inlemeleri kesiliyor, fakat bir ara duştan akan su sesini duyuyorum. Sabah öğreneceğim, o sırada lavman yapmaya çalışıyor oldukları. Sonra 4 kişi kalıyoruz koridorda. Sıra sekse geliyor. Kızin sutyenini bir yerlere fırlatıp kucağımda yatak odasına götürüyorum, yanlış hatırlamıyorsam. Fakat yatak odasına girmemize odadaki çekyatta sevişen lise arkadasim-onun sevgilisi çiftini görüyorum. Kız onun kucağında. Biz de yanlarındaki yatağa geçiyoruz, ışığı açmadan. Gulusuyoruz bir yandan da, hatta baya yıkılıyoruz gülmekten. Sonra sakso kısmı geliyor. Sertleşme yok, çünkü içilen 2 litre votkanin acısının bir yerden çıkacağı belli. Dostuma baktığımda o da sakso çektiriyor. Birbirimize bakıp gülüyoruz, kızlar aralarında seninkinin de mi kalkmıyor diye gulusuyorlar. Fakat bir şekilde başarıp sevişmeye başlıyoruz çiftlerimize. Diğer kızın inlemeleri evde yankılanıyor, onun sayesinde herkes gaza geliyor. Karşımdaki kızın içine git gel yaparken bir ara onu düşünmeme bile sebep oluyor hatta bu inlemeler. Olduğu kadarıyla devam ettiğimiz bu surecte kız 2-3 defa tuvalete gidiyor. Sonradan sabahına öğreniyorum onun da regl olduğunu, fakat gece boyunca hiç belli olmuyor, kan yok. Sadece bir kere tuvalete gitmeden önce yatak ıslanıyor, sanırım yatağa işemiş olabilir diyor diğer kız, bir yandan dostumun sikiyle oynarken. Sonrasında tekrar saksoya geçiyoruz, fakat alkolün de etkisiyle ortalarına doğru öğürmeye başlıyor. Sikime kusacak. Aniden saçından tutup kafasını duvara doğru tutuyorum. "Kus" diye bağırıyorum sinirle. Penisime kusacakti yoksa. Kusmuyor, tekrar tuvalete gidiyor. Ben de çıplak bir şekilde oturuyorum yatağa. Arkadaşım benim boxerimi giymiş, o da oturuyor. Sevgilisinin benim sikimi görmesi komik, fakat kız da gülüyor. Çarşafı belime doluyorum, diğer çift de geliyor ve içkilerin de oldugu odaya gidiyoruz, fakat odada da dansta bizimle olan çift sevisiyor. Üstlerinde sadece battaniye var. Eğlenmek için battaniyeyi kaldırdığında sarışın kızın beyaz vajinasini ve çocuğun götünü görüyoruz, fakat harbiden de bu durum eğlenceli. Bir porno film setinde gibiyiz. Sonrasında tuvaletteki çift de geliyor ve oturup muhabbet ediyoruz. Votkalar sebebiyle herkesin sikinin zor kalkması eğlenceli bir muhabbet doğuruyor. Ben ise bir yandan hayatımda ilk defa gördüğüm bir kıza az daha boşnak saksosu çektiriyor oluşumun şaşkınlığı içerisindeyim. Fakat eğleniyoruz işte o an. Sigaralarimizi içip yatak odasina dagilyoruz tekrar sevişmek için. Banyodaki çift salona geçiyorlar, üzerlerine aldıkları yorganın altında 69 pozisyonundalar. Devasa bir örümceği andiriyorlar, çocuğun kafasi kizin amından çıkıyormuş gibi duruyor. Biz iki çift yatak odasına geçiyoruz. Odadakiler ise odada sevişmeye devam ediyor. Bir ara yoruluyorum. Parmaklarımı kullanmaya başlıyorum. 1...2...3...4... 4te kalıyor. Gerçi tamamen itmiyorum, tüm parmaklarım olduğu için tamamen itemiyorum. Yataktaki islakligi umursamiyoruz sevişirken, fakat şimdi olsa yapar mıydım bilmiyorum. Korunmam icin ısrar ediyor, fakat tamamiyla sertleşmedigim için kondomu takamiyorum. Korunmadan devam ediyoruz. Gece daha böyle sürüyor. Fakat yatmak için cekya lti kapıp diğerlerine yatağı kitliyoruz. Onlar da islakligi unutup yatakta sevismeye devam ediyor. Biz ise çekyatta uyumadan önce son kez sevişmeye karar veriyoruz. Kucagima çıkıyor. Kucağımda sikimi sertlestirmek için git gel yapmaya başlamışken bir şey oluyor, bana "üzgünüm emre,(ismimi yanlış söylüyor, ismim emre değil.) aklımda başka birisi var diyor" sevişmek için zorlayan biri olmadığım için ona isterse sevisebilecegimizi öbür türlü çok da önemi olmadığını söylüyorum. Çıplak bir şekilde sarılıp yatıyoruz. Sabah 2 çift sevisiyor. Biz ve gece odada sevişmiş olan çift sevişmiyoruz. Onlar da ilk defa birbirleriyle sevişmiş, normalde 2 yakın arkadaş. Sabah oluyor ve onca şeyin ardından kahvaltı yapıyoruz, herkes dağılıyor. Liseli dostum ve sevgilisi hariç. Onlar evimde sevişmeye devam ediyor. Gerçi ben alışığım bu duruma, genelde evimi bunlara kiraladigim için akşama bana yemek ayarlamaları karsiligi sevişmelerine izin veriyorum. Kızın fazla inlemesi arada sikimi kaldirsa da kulaklığımi takip işime bakıyorum, nasıl olsa ödememi alıyorum. Fakat, bir bakıma tüm bunlar iğrendirici geliyor. Tüm kızların amini ve tüm erkeklerin götünü/sikini gördük o gece. Kızın birinin işlediği carsafta 6 kişi seks yaptı. Hiç tanımadığım birinin boğazına onu kusturana kadar sikimi soktum ve gecenin sonunda ismimi yanlış söyleyerek aklında başka biri olduğunu söyledi. Aklıma öğürdüğü ve yatağın ilk islandigi an geliyor.
Bazen de başka şeyler oluyor. Aklıma diğer şeyler geliyor. kendi cesedimi salona tasidigim rüyadan tek bir kesit mesela. Bir saniyeden daha az, kısa bir süre. Söylediğim yalanlar geliyor, aileme nasıl da sınıfı gectigimi söyleyip 1 sene kaldığımı. Bu sene 2 olacak, hala bilmiyorlar. Ben de bilmiyorum. Ne olacağına dair en ufak bir fikrim yok. Geçen sefer, bu son şansım; eğer başaramazsak, bir son yok diye söylemiştim kendime. Bir son yok. Gidebileceğim hiçbir yer yok. İnandığım bir tanrı yok. Fakat intihar etmekten hala daha korkuyorum. Önceden korkmuyordum, fakat denedim. Saatlerce aynaya baktım. Sonra farkettim ki o kadar güçlü biri değilim. Ne kendimi geçen metronun önüne atabilirim, ne de bir iple tavana asabilirim. Korkak bir adamım ben. İntihar edebilecek kadar cesur değilim. Fakat bir fare gibi sıkışıyorum giderek. O 'an'lardan kurtulamıyorum. Ya da başka şeylerden. Beynim uyuşuyor. Evdeki eşyaların yerini karistiyorum. Hayali dünyalar yaratıyorum yatakta. Uyandığımda hepsi yok oluyor. Sadece kalan son şeyleri tüketmek istiyorum, ama en son bunu yaptığımda "son bir şansın daha var" demiştim kendime. Yine aynısının olması korkutuyor işte, çünkü bu sefer yine kendimi kandırıp "bir şansın daha var" demem her şeyi daha zor bir hale getirir. Artık katlanamıyorum. 7 yıldır tuttuğum günlüğümü kaybolması her aklıma geldiğinde göğsümü sıkıştırıp nefes almamı zorlaştırıyor. tüm anılarımı kaybetmiş gibi hissediyorum. Tüm kadınlar, tüm hayaller, tüm her şey... 3 yıldır aklımda ise bu var. Çıkartmaya çalıştıkça tekrar tekrar giriyor. Kurtulamıyorum. Her adımda daha çok batiyorum. yardım istiyorum, fakat yardım edebilecek hiçbir şey olmadığını biliyorum.
ölüyorum.
Bunları şimdi yazmak en mantıklısı. Belki bu şekilde rahatlayabilirim. Dediğim gibi, günlüğümü kaybettim. Evet evet, kendimi kötü hissettiğimde buraya yazacağım.
Kendimle konuşuyorum bazen de. Sanki ruhum karşımda bir kişiliğe bürünmüş gibi, fakat daha korkutucu bir şeyi andiriyor. Üstünde fujima yazan kamerayi tutan 8 yaşındaki halime benziyor. Beni yiyip tüketiyor. Ondan korkuyorum.
submitted by SikiTuttunSaruman2 to u/SikiTuttunSaruman2 [link] [comments]


2019.01.15 02:09 fragmanlife Savasci Dizisi Konusu ve oyunculari

Savaşçı Dizi Konusu; Savaşçı, dünyanın en zor şartlarında görev yapan, akla gelebilecek tüm güçlüklere katlanan adanmış kahramanların, “Bordo Berelilerin” hikayesi
Hikayemiz, bir dönem Bordo Berelilerin seçkin birliklerinden olan ünlü Kılıç Timi, komutanları Albay Halil İbrahim Kopuz ve Yüzbaşı Kağan Bozokun hapisten çıkıp tekrar timi toplamaları ve göreve dönüşleriyle başlar. Üstün beceri, görev duygusu ve sonsuz vatan sevgisiyle Kılıç Timi, ülkenin ihtiyaç duyduğu her noktada görev alacak, Türkiyenin sıkılmış yumruğu, bükülmez bileği olacaktır.
Aşklarını, özlemlerini, yaşadıkları türlü zorlukları omuzlarında taşıyan bu genç adamlar, kendilerini adadıkları vatan için her şeylerini fedaya hazırdırlar.
Savaşçı dizisi oyuncuları;
Yüzbaşı Kağan Bozok (Berk Oktay) Albay Halil İbrahim Kopuz (Murat Serezli) Yüzbaşı Haydar Bozkurt (Sarp Levendoğlu) Funda Turaç (Müjde Uzman) Astsubay Kıdemli Başçavuş Bayram Bayat (Burç Kümbetlioğlu) Teğmen Çiğdem Ülgen (Gaye Turgut Evin) Astsubay Üstçavuş Galip Aygün (Bahadır Vatanoğlu) Astsubay Üstçavuş Emre Durmuş (Uğur Biçer) Astsubay Kıdemli Üstçavuş Selçuk Yenilmez (Doğan Bayraktar) Astsubay Çavuş İlyas (Ali Tarık Fındık) Selver Bozok (Nazan Diper) Hatice Bayat (Yeliz Akkaya)
Yapim: Limon Film Yapimci: Hayri Aslan Yönetmen: Doğan Ümit Karaca Senaryo: Süleyman Çobanoğlu Görüntü Yönetmeni: Cengiz Fazlioğlu Genel Koordinator: Faruk Uçan Müzik: Alpay Göltekin – Zeynep Alasya – Caner Özkan
Berk Oktay Yüzbaşı Kağan Bozok Tim komutanı. Gözüpek, zeki, cesur, inatçı ve kararlı bir subay. Keskin nişancı, yakın dövüşte çok iyi. Körü körüne disiplin konusunda ise berbat. Politik davranmaz, meydan okumayı sever ve asla geri çekilmez. Rasyonel her insanın "deli" gözüyle baktığı tiplerden.
Berk Oktay Kimdir?
28 Ekim 1982 Ankara doğumlu Berk Oktay, ilk oyunculuğunu Tatlı Bela Fadime dizisinde Levent karakteri ile oynadı. Akasya Durağı ve ardından Arka Sokaklar dizisi ile büyük bir kitleye hitap etti, İlişki Durumu Karışık dizisindeki rolü ile 2016 yılında Yeditepe Üniversitesi'nin düzenlediği ödül töreninde "En İyi Komedi Erkek Oyuncu" ödülünü alan oyuncunun diğer dizi projeleri; Alev Alev, Benim Hala Umudum Var, Aşktan Kaçılmaz ve İlişki Durumu Evli'dir. Son olarak Savaşçı da Yüzbaşı Kağan Bozok rolüyle ekranlarında yer almaktadır.
Berk Oktay’ın Oynadığı Diziler Savaşçı / Kağan / 2017 İlişki Durumu: Evli / Can / 2016 İlişki Durumu: Karışık / Can / 2015 Aşktan Kaçılmaz / Berzan / 2014 Benim Hala Umudum Var / Hakan / 2013 Alev Alev / Murat / 2012 Umut Yolcuları / Sinan / 2010 Arka Sokaklar / Sinan / 2009-2012 Akasya Durağı / Murat / 2008 Tatlı Bela Fadime / Levent / 2007
Berk Oktay’ın Oynadığı Filmler O Şimdi Asker / 2002
Murat Serezli Albay Halil İbrahim Kopuz Dirayetli, yiğit bir komutan. Bizim timimiz, onun komutası altında. Karısının 90'ların sonunda teröristlerce öldürülmesinden sonra, Kopuz için askerlik ve mücadele dışında, hayatında hiçbir şey kalmamıştır. Ancak bu mücadele, onun için kör bir intikam ve nefret mücadelesi değil.
Murat Serezli Kimdir?
İstanbul’da doğan Murat Serezli, tiyatro/sinema sanatçıları Metin Serezli ve Nevra Serezli’nin oğludur. Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde okuyan Serezli, okul yıllarının en başından itibaren, 12 yıl boyunca 3D Animasyon, görsel-özel-efekt, bilgisayar programcılığı, seslendirme ve yönetmenlik yaptı. Kamera arkası alanda çalışırken, bir yandan oynadığı çok başarılı reklam filmleriyle kamera önünde de dikkat çekmeye başladı. Büyük bir TV kanalında devam ettiği animasyon/yönetmenlik/seslendirme görevi 2005'de sona erdikten sonra, tamamen oyunculuk ve sunuculuk yapmaya yöneldi. Yıllar içinde hem komedi hem drama, farklı birçok türde onlarca sinema filmi, dizi ve sitcom'daki oyunculuklarının ardından 2015 yılında kendi sinema filmini de yönetti. Reklam seslendirmesi ve özel gecelerdeki sunuculuklarını da yıllardır devam ettiren sanatçı, ekran önünde ise 100 bölüm boyunca Prime-Time yarışma programı "Kapanmadan Kazan"ı (2013) sunmuştur. Son yıllarda ise, Dağ 2 filminin başrolündeki performansıyla büyük beğeni alan aktör, Nisan 2017'den beri başarılı dizi SAVAŞÇI'nın başrolünde oynamaktadır.
Murat Serezli’nin Oynadığı Diziler Savaşçı / Halil İbrahim / 2017 Yeter / 2016 Çiçek / Fikret / 2014 Bir Yastıkta / 2013 İşler Güçler / Volkan / 2012 Muck / Engin / 2012 Başrolde Aşk / 2011 Sihirli Annem / Faruk / 2011 Çılgın Kanal / Yıldırım / 2009 Teyzanne / Ömer / 2009 Derman / Koray / 2008 Tatlı Bela Fadime / 2007 İlk Aşkım / 2006 Yaşanmış Şehir Hikayeleri / Kenan / 2006 Taşların Sırrı / 2006 Sıla / 2006 Hayatım Sana Feda / Ayhan / 2006 Binbir Gece / 2006 Arka Sokaklar / 2006 Masum Değiliz / Vedat / 2005 Haylaz Babam / Tuğberk / 2005 El Bebek Gül Bebek / Samur / 2005 Belalı Baldız / Murat / 2005 Aşk Oyunu / Stephen / 2005 Hayat Bilgisi / Gökhan / 2003 Evli ve Çocuklu / Selim / 2003
Murat Serezli’nin Oynadığı Filmler İki İyi Çocuk / 2018 Deliormanlı / 2016 Dağ 2 / Veysel / 2016 Şeytan Tüyü / 2015 Ertuğrul 1890 / 2015 Seni Seviyorum Adamım / Sinan / 2014 Pişt / 2014 Eyvah Eyvah 3 / Faruk / 2014 Senin Hikayen / Alper / 2013 Süpertürk / Uğur / 2012 Eyvah Eyvah 2 / Faruk / 2011 Monolog / Erol / 2010 Herkes mi Aldatır? / Talat / 2010 Gelecekten Bir Gün / Salim / 2010 Av Mevsimi / Altan / 2010 İş Arıyoruz / Bülent / 2008 Osmanlı Cumhuriyeti / 2008 Kurbanlık / 2008 Kirpi / 2008 Görev Kıbrıs / 2008 Devrim Arabaları / 2008 Bir İhtimal Daha Var / 2006
Sarp Levendoğlu kimdir? Yüzbaşı Haydar Bozkurt Sarp Levendoğlu Sarp Levendoğlu Yüzbaşı Haydar Bozkurt 34 Yaşında. Mersin Mut’lu. Jandarma Özel Harekat mensubu. Ömrü sınır ötesi operasyonlarında, en belalı çatışmalarda geçmiş. Disiplin sorunu olan, özgür ruhlu bir subay. Pek çok kez soruşturma geçirmiş, başına buyruk davranmış. Ancak komuta kademesi, onun yetenekleri ve kahramanlıkları dolayısıyla kendisini gözden çıkartamamış. Buna rağmen, Antep’le Ardahan arasında kalan bölgede sık sık tayini çıkıyor. Kimseyle anlaşamadığı için, üstlerinin ilk yollamaya çalıştığı kişi O. Bitmek bilmez taşınmaları, durmadan şehir ve ilçe değiştirmesi sebebiyle, ordu içinde “Yörük Haydar” lakabıyla biliniyor.
Karısı Gökçen, 32 yaşlarında bir hemşire. Kocasının peşinden, yılmadan dolaşıyor. Haydar’ın gidip aylarca gelmemesine de, başına açtığı belalara da alışkın. Hepsine katlanıyor, kocasını seviyor.
Bayram, Haydar üsteğmen iken bölük astsubaylığını yapmış, Kopuz Albay’la bir dönem sınır ötesinde çalışmış. Kağan’ın ise ismini duymuş. Gözü kara, çok becerikli, adanmış bir subay.
Sarp Levendoğlu Kimdir?
Oyunculuğa altı yaşında başladı. Saint Benoit Lisesi’nden mezun olduktan sonra, Bilgi Üniversitesi'nde Görsel İletişim Tasarımı okudu ve İstanbul Kültür Üniversitesi oyunculuk bölümünden mezun oldu. Yönetmen Mustafa Altıoklar'ın yeğeni olması dolayısıyla ilk oyunculuk çalışmalarını onun projelerinde yapmıştır. Lise Defteri, Çınaraltı, Emret Komutanım, Zeliha'nın gözleri adlı dizilerde ve O Şimdi Asker ile Emret Komutanım Şah Mat adlı sinema filmlerinde rol almıştır. Emret Komutanım ve Gece Gündüz dizilerinde yönetmenlik de yapmıştır. Savaşçı dizisinde de Haydar Bozkurt rolünü üstlenmektedir.
Sarp Levendoğlu’nun Oynadığı Diziler
Savaşçı / Haydar / 2017 Ölene Kadar / Ender / 2016-2017 Ne Münasebet / Demir / 2015 Küçük Ağa / Ali / 2014-2015 Sakarya Fırat / Altan / 2013 Mor Menekşeler / Akif / 2011 Kalp Ağrısı / Hasan / 2010 Kirli Beyaz / Yekta / 2010 Altın Kızlar / 2009 Uygun Adım Aşk / 2009 Gece Gündüz / Aslan / 2008-2009 Zeliha’nın Gözleri / Rehan / 2007 Emret Komutanım / Levent / 2005-2008 Çınaraltı / İbrahim / 2004 Lise Defteri / Mehmet / 2003
Sarp Levendoğlu’nun Oynadığı Filmler
Deliormanlı / Savaş / 2016 Emret komutanım Şah Mat / Levent / 2007 O Şimdi Asker / 2002
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


Mezarcı Öldüğü Hileyi İzlerken Diğer Takımlarda Hile Çıkıyor Ben vs Diğer Kızlar Trendi // Gacha Life Cringe Türkçe ... Kırgın Çiçekler 32.Bölüm - Meral Pavyonda Sahneye Çıkıyor ... Kızlar burada kalıyor! - YouTube Diğer Yarım 8.Bölüm (HD) - YouTube ♡Diğer kızlar VS Ben ♡•Gacha Life• - YouTube Eğlenceli kız oyunları. Barbie ve Ever After High moda yarışmasında! Leyla yüzünden okulda kavga çıkıyor! - YouTube Barbie oyunları. Barbie'nin defile yarışması! Kız oyuncakları. Genç Kızlar da Sarkmalardan dolayı mı Malum Yerden Gaz ...

Bulgaristan Erkek Arayan, Sevgili Arayan Bayanlar, Kızlar ...

  1. Mezarcı Öldüğü Hileyi İzlerken Diğer Takımlarda Hile Çıkıyor
  2. Ben vs Diğer Kızlar Trendi // Gacha Life Cringe Türkçe ...
  3. Kırgın Çiçekler 32.Bölüm - Meral Pavyonda Sahneye Çıkıyor ...
  4. Kızlar burada kalıyor! - YouTube
  5. Diğer Yarım 8.Bölüm (HD) - YouTube
  6. ♡Diğer kızlar VS Ben ♡•Gacha Life• - YouTube
  7. Eğlenceli kız oyunları. Barbie ve Ever After High moda yarışmasında!
  8. Leyla yüzünden okulda kavga çıkıyor! - YouTube
  9. Barbie oyunları. Barbie'nin defile yarışması! Kız oyuncakları.
  10. Genç Kızlar da Sarkmalardan dolayı mı Malum Yerden Gaz ...

Merhaba arkadaşlar bugün sizlere doktor Nejla Gültekin Vajinadan Gaz Çıkartma çıkması Hakkında zarararları Nelerdir? nedenleri cevapları sorusunun cevabını v... Selena Bölümler İzlemek İçin: https://bit.ly/2LwTOxX Selena Özel Sahneler İzlemek İçin: https://bit.ly/2sQDDFf Kayıp Prenses'in Bölümlerini İzlemek İçin: htt... Kanala Abone Olmak İçin: http://bit.ly/digeryarimtv Genel Hikaye İki yaka, iki dünya, iki kardeş, iyi aynı suret, küllenmiş ama sönmemiş bir aşk, takalar ... Yeni videomuzda Barbie oyunları izleyin! Barbie neden o kadar heyecanlı? Defile yarışmasına çıkıyor! Kendine çok güveniyor, diğer yarışmacılara hiç şans tanımıyor. Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. Kanala Abone Olmak İçin: http://bit.ly/kirginciceklertv Kırgın Çiçekler Yeni Bölümünde; annesiyle ilgili gerçekleri öğrenen Meral büyük üzüntü yaşar ... Defile yarışmasına çıkıyor! Kendine çok güveniyor, diğer yarışmacılara hiç şans tanımıyor. Ama o kadar emin olmak doğru mu arkadaşlar?! EAH Holly bugün çok heyecanlı. Briar ... Selena Bölümler İzlemek İçin: https://bit.ly/2LwTOxX Selena Özel Sahneler İzlemek İçin: https://bit.ly/2sQDDFf Kayıp Prenses'in Bölümlerini İzlemek İçin: htt... Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. bu videoyu ciddiye almayın, bu bi şaka 🙃 👁👄👁🧚‍♀️💖🥄