Bir kız hakkında ülke şarkı

Naz Ölçal Bir Şarkı Söylerim mp3 indir , Naz Ölçal Bir Şarkı Söylerim müzik indir , Naz Ölçal Bir Şarkı Söylerim indir , Bir Şarkı Söylerim dinle ... Video Şarkı Sözleri. Yeni bir dil öğrenirken hemen herkesin ilk öğrendiği şeylerden biri haftanın günleridir. Eğer haftanın günlerini bilmezseniz, plan yapmak ya da günlük rutininiz üzerine konuşmak neredeyse imkansızdır.. İster haftanın günlerini öğrenmek size kolay gelsin ister zor, yine de The Cure grubunun ’80’lerde popüler olan bu şarkısından keyif ... Dinlemekten hoşlandığınız bir şarkı yazar mısınız? - Kültür & Sanat Sorusu Bir yandan, PDF sürümünde şarkı sözleri gerekiyorsa veya ücretsiz Güzel kız-8 MP3 indirmek istiyorsanız lütfen bize yazın. Öte yandan, bu albümde yer almayan diğer şarkıları biliyorsanız, lütfen bizimle irtibata geçmekten çekinmeyin. tarzı şeyler söylüyordu. En son da çok sıktı beni. O zamanlar da kız arkadaşım vardı. 'Anne anla artık, 100 yıldır annemsin, olmayacak bir erkek arkadaşım, bundan sonra da ben böyleyim. Bu zamana kadar da böyleydim, hep böyle olacağım. Bir şey değişmiyor, ben hep senin kızınım' dedim. Konu: hepsi-sadece bir kız şarkı sözü Cuma Kas. 14, 2008 12:34 am Yani şarkı sözleri: Başaracağını olmasını akraban Batı Virginia'lı ihtiyacım yok Show the world you're a country girl Yani şarkı sözleri: Dünya bir köylü kızı olduğunuzu gösterin I'm the kind of girl says it with a smile, ooh yeah Yani şarkı sözleri: Ben kız tür bir gülümseme ile Oh evet diyor

Online Tavla

2020.06.17 18:21 artditu Online Tavla

Tavla Hakkında
Öyle bir ülkede yaşamaktayız ki ülke nüfusunun yüzde 90’ı tavla oynamakta; üstelik bu oyunu bir aile sporu, ata sporu olarak kabul ediyorlar. Seyahate koyulmadan önce bavulun bir taraflarına küçük boyutlu bir tavlayı sıkıştırmakta üzerimize yok desek yeridir. Zamanı geldiğinde bir baba-oğul ilişkisinde babanın oğluna nasihati olan bir konuma döndürülüyor. Çünkü, tavla hayatın ta kendisi. Zarı uğurlu olanlar ile , hayatta uğurlu olanlar bir kutuda, aşkta kazananlar ayrı kutuda!.. Ama aşkta galibiyet için bile zamanı geldiğinde tavlanın, bir “tavlama” aracı olduğu biliniyor. Üzerine şarkı sözleri besteleniyor; “Bu oyun hep çileli, bana zarlar hileli, kaderin bitmek bilmeyen oyunumu bu” diye…
Ve tavla ile hayat aynı kulvarda el ele veriyor; “Doğru zamanda doğru hamle başarıya götürür.” Tavlada yapacağımız hamlelerimizi her ne kadar zarlar atıldıktan sonra karar versek de öncesinde de düşünmemiz bizim oyun sağlığımız için çok yararlı olacaktır. Dediğimiz gibi, ne kadar strateji oyunu da olsa işin içine zarlar ve şans girince şeytanın bacağı kırılabiliyor. Aslında tavla değil de tüm bu strateji oyunlarını oynamanın tek bir amacı var; Kazanmak!. Kazanmanın değeri, insanın benliğinde ölçülemeyecek bir konumda olduğu için, her oyunda bu hissi görmemiz kolaylaşıyor. Tavlada da böyle bir durum söz konusu. Kumar içerikli oyunlarda da tavlada olduğu gibi şans ve varsayımlar üzerine yürünür. Tavlada çok güzel hareketler bunlar diyebileceğimiz hareketleri yapmamız için de şansımızın yaver gitmesi ve bu varsayımlarımız doğrultusunda attığımız adımlarla zafere giden yolda oldukça güzel ilerleyebiliriz.
Tavla’nın Türk insanları üzerindeki etkisi işte böyle büyüktür. Amcalarımız, abilerimiz, ablalarımız, kardeşlerimiz, kız ve erkek arkadaşlarımızı sürekli bu oyunu oynarlarken görürüz. Genel olarak kendimize sorduğumuz soru şu olur; Ne var da bu oyunda bu kadar oynuyorlar? İşte yukarıda da dediğimiz gibi, insanların bir iddiaya girmeleri ve bu iddialar sonucunda kazanabilme olasılıkları genel olarak insanları tavla oynamaya itiyor. Başka oyunlarda oynayabilirler fakat bu oyunu oynarken hem dertleşebilir hem sohbet edebilir hem de eğlenebilir vaziyette olabilecekleri için Türkler tarafından vazgeçilmez kılınıyor.
Kaynak: Yellowclub.net
submitted by artditu to u/artditu [link] [comments]


2020.06.15 21:35 snowieez Feanor ve Fingolfin Kimdir?

Feanor ve Fingolfin Kimdir?
En baştan uyarayım, biraz fazla uzun bir yazı. Feanor ve Fingolfin olmak üzere iki parta ayrılıyor. :D Bu ve Orta Dünya ile alakalı diğer yazılarım için uzun zaman önce açtığım bloğa bakabilirsiniz. İsteyenlere link; http://middle-earthh.blogspot.com/2015/02/feanor-ve-fingolfin.html

Feanor

Feanor

Feanor, Ağaçların Çağında Valinor’da Tirion kentinde doğmuştur. Babası Noldor’un Kralı Finwe, annesi ise Serinde Miriel’dir. Annesi Miriel, Feanor doğduktan hemen sonra ruhu bedeninden ayrılmıştır, çünkü bütün gücünü ve kudretini oğlu Feanor’a geçirmiştir. Böylece doğmuştur Noldor’un en kudretlisi, Valinor’un altın ışıkları içinde.. Diğer ismi (babasının verdiği isim), Curufinwe’dir.
Miriel doğumdan sonra bedeni kötü duruma gelince, Finwe Manwe’nin huzuruna çıkıp ondan nasihat istemiş, o da Miriel’i Lorien’de Irmo’nun bakımına vermiş ve orada uykuya dalmış Miriel. Bedeni uyur gözükmüş fakat ruhu bedeninden ayrılıp çoktan Mandos'un Salonlarına gitmiş ve bir daha hiç dönmemiş. Finwe bu duruma çok üzülmüş, sık sık Lorien’e onu ziyarete gitmiş fakat o bir daha hiç uyanmamış, bir süre sonrada Finwe bir daha Lorien’e gitmemiş. Sonra Finwe tüm sevgisini oğlu Feanor’a vermiş, Feanor’un içinde tutuşan gizli bir alev varmış gibi hızla büyümüş. Uzun boylu, güzel yüzlü, iradesi güçlü, gözleri delip geçercesine parlak, saçları kuzguni siyahmış; tüm hedeflerini hırsla ve yolundan dönmeden kovalamaktaymış.
O zamanlar ve sonrasında Noldor arasında aklı en kurnaz, eli en becerikli olan oymuş, Gençlik döneminde bilge Rumil’in eserini geliştirerek Eldar’ın sürekli kullanacağı harfleri tasarlamıştır. Ayrıca değerli taşların oldukları hallerden nasıl daha büyük ve daha parlak olabileceklerini ilk o keşfetmiş.

https://preview.redd.it/ojegavwik4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=21156a67a1266aa7ce75f0bd48b1ac0399d51581
Feanor daha sonraları, Noldor arasında Aule’nin en sevdiği Mahtar isimli ulu bir demircinin kızı olan Nerdanel ile evlenmiştir. Feanor ve Nerdanel’in yedi çocuğu olmuştur. Bunlar; Uzun Maedhros, sesi ülkenin ve denizlerin ötesinden duyulan güçlü şarkıcı Maglor, kumral Celegorm, esmer Caranthir, babasının el becerisinin çoğunu miras almış olan becerikli Curufin, huyları ve yüzleri birbirlerine benzeyen en küçükler olan ikiz Amrod ve Amras'tır.
Finwe, karısı Miriel’in ölümünden sonra tekrar evlenmiştir. İkinci eşi bir Vanyar Elfi olan İndis’tir. Finwe ile İndis’in daha sonraki günlerde; Finarfin ve Fingolfin isimli iki çocukları daha olmuştur. Kardeşler içerisinde dil ve el becerisinde en kudretlileri Feanor’du, ruhu bir alev gibi yanıyordu. Fingolfin ise en güçlü, en metin ve en cesur olanlarıydı. Finarfin ise en iyi, yüreği en bilge olandı.

https://preview.redd.it/tlyesnhjk4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=4f32cf7f6c4a4ca6c812ce2c686cc80b72bb35b4
Feanor’un annesine düşkünlüğü yüzünden, İndis ve oğulları Fingolfin ve Finarfin’e kin duymaktaydı, içlerinde en çokta Fingolfin’i sevmezdi, çocukluklarında bile onlarla sürekli bir rekabet içindeydi. Sürekli başı dik gezerdi ve kendisini kardeşlerinden daha üstün görürdü ve belki de öyleydi, fakat böyle düşünmesi bile onun kalbini daha da köreltmekteydi…
Bütün bu olaylar gelişirken Melkor’un cezası sonuna geldi ve Mandos’un Zindan’larından çıkartılarak tekrar Manwe’nin huzuruna çıkartıldı. Bütün Valar ve Maiar ordalardı, Eldar’ın da çoğu oradaydı. Melkor affedildi ve Valmar sınırlarında yaşamasına izin verildi. Lakin Ulmo ve Tulkas ona aldanmadılar.
Feanor’un düşüncelerinde yeni bir fikir oluşmaktaydı. Ağaçların ışığının nasıl korunabileceğini düşündü uzun bir süre. Sonra uzun ve gizli bir işe girişti, tüm ilmini ve ince hünerlerini bir araya getirdi; her şeyin sonunda Silmaril’leri yarattı. Üç büyük mücevher şeklindeydiler. Arda Krallığında ona zarar verebilecek hiçbir güç yoktu. Feanor, Mücevherlerin iç ateşini Valinor Ağaçları’nın uyumlu ışığından yaratmıştı. Silmaril’ler böylece canlı varlıklar haline gelmişlerdi. Herkes Feanor’un eserlerinin önünde şaşkınlık içinde kaldı. Varda, Silmarilleri Kutsadı; içinde kötülük olan hiçbir kimse onlara el süremesin diye büyüledi. Feanor, taşları Valar’ın korumasına bırakmadı, çünkü onları o kadar çok seviyordu ki, kimselere güvenemezdi. Bu yüzden onları Tirion’da ki Hazine odasının derinliklerine kapattı, babası ve oğulları haricinde kimsenin görmesine izin vermedi.
https://preview.redd.it/m2ryv2vjk4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=179407ad3b01f365d4918f32213df17e91eb8230
Feanor ve Silmariller

Feanor ve Silmariller

Melkor’da Feanor’un yarattığı Üç Taş’ı yakından izlemişti ve içinde onlara karşı bir istek ve hırs oluşmuştu. Melkor, Silmaril’leri istiyordu... Böylece işe koyuldu ve Valar’ı Eldar’a kötülemeye çalıştı, başlarda ufak yalanlarla, sonra ise büyük iftiralarla. Noldor’u hiç sevmedi ve onlara; Valar’ın onları Aman’a hapsettiğini ve Orta Dünya’yı onlardan esirgediklerini söylüyordu. Noldor bu sözlere pek aldırmasa da yine de etkilendi. Feanor’da duydu bu sözleri, içinde özgür olmak ve başka topraklara gitme hissi daha da ateşlendi. Dahası Melkor, Noldor’u da kendi içinde düşürmeye çalıştı, Feanor ile İndis’in oğullarının arasını açtı. Sonunda Melkor başarılı oldu ve Valinor’un parlak günlerinin sonunu getirdi; Feanor artık açık açık özgür olacağını, dış dünyaya, Orta Dünya’ya göç edeceğini ve eğer gelirlerse Noldor’u da esaretten kurtaracağını söylüyordu ve Valar’ın hükmüne karşı çıkıyordu. Fingolfin, Feanor’un kendini sanki bir kralmış gibi görmesinden rahatsız olmuş ve bu konuyu babası ile konuşmak için Tirion’un sarayına gitmiş, Feanor onu orada görmüş ve kendisini babasına kötülediğini düşünerek olaya girmiştir. Bu durum üzerine Fingolfin hiçbir kelime etmeden saraydan ayrılmıştır. Feanor onu takip edip dışarıda onu sıkıştırmış ve kılıcını çekip tehtid etmiştir. Bunun sonucunda Valar, Feanor’u huzurlarına çağırdı. Sonunda her şey açığa çıktı ve Melkor suçlandı, Tulkas derhal ayrılarak Melkor’u aramaya gitti. Lakin bu Feanor’un suçunu hafifletmedi. Feanor 12 yıllık bir sürgüne mahkum edildi. Bu sürgüne babası da onunla geldi. Ayrıca yedi çocuğu da onunla birlikte gitti. Bu süre içinde Fingolfin, Tirion’da ki Noldor’u yönetti.
Sürgün bitti ve Feanor ve maiyeti Formenos’a geri döndü. Bir süre sonra Melkor açık açık Formenos’a gelerek Feanor'la konuştu. Fakat Feanor onu evinden kovdu. Melkor bir süre kimselere gözükmedi. Valar dostluk için bir divan daha topladı ve bütün Eldar’ı çağırdı. Birçok kişi geldi, gelenler arasında Feanor ve Fingolfin’de vardı. Finwe, Formenos’da kalmıştı. Divan sırasında Fingolfin ve Feanor’a barışmaları emredildi ve Fingolfin, Feanor’un çizdiği yoldan gitmeye yemin etti. Bu divan sürerken Melkor, Ungoliant isimli bir başka güç ile iki ağaca saldırmış ve ışıklarını söndürmüştü. Haber Manwe’nin divanına ulaştı, inanılmaz bir kargaşa çıktı, Tulkas ve Orome hemen ayrıldılar. Ağaçların yanına gittiler, hemen arkalarında da birçok Eldar geliyordu fakat ışık sönmüştü, Melkor orada yoktu. Eldar ve Valar ağaçların yanındayken Melkor ve Ungoliant Formenos’a gittiler ve kapıları kırıp içeri girdiler, orada kral Finwe önlerine dikildi. Melkor tek bir hamlede Finwe’yi öldürüp cansız bedenini yere serdi. Ardından hızla hazine odasına gidip tüm hazineleri ve Silmariller’in olduğu sandığı da alarak kuzeye doğru kaçtılar oradan Helcaraxe geçitlerine gittiler ve Orta Dünya topraklarına girdiler. Formenos’taki olaylar bir yıldırım gibi ulaştı Valar'a ve Noldor’a. Feanor ve Fingolfin acı içinde ağladılar. Tam o sırada Feanor intikam için yemin etti ve her nereye giderse gitsin Melkor’u takip edeceğini ve Silmarilleri ondan alacağını söyledi.
…ve böylece başladı orta dünyaya yolculuk, Feanor Tirion meydanında konuştu ve halkının büyük bir kısmını ikna etti, Fingolfin de yemini üzerine, Feanor ile gideceğini açıkladı ve birçok Noldor yolculuğa çıktı, Finarfin ve onun isteğini dinleyen Noldor da gideceklerdi. Yolculuk başladı Alqualonde limanlarına vardılar orada Teleri’den yardım istediler, fakat Teleri yardım etmeyi reddetti. Feanor ve çocukları Teleriyle savaştı. Bu savaş ilerde “Kardeş Katliamı” olarak adlandırıldı. Fakat Fingolfin geriden geldiği için savaşmadı. Bu savaşın sonunda Mandos gökte belirdi ve hükmünü açıkladı; Noldor lanetlemişti, bu yolculuk onların sonu olacaktı. Fakat Feanor vazgeçmedi gemileri aldı, Fingolfin’de devam etmek zorundaydı. Fakat Finarfin ve halkı gitmekten vazgeçtiler ve Tirion’a geri döndüler. Feanor limandan gemilerle Ayrıldı fakat Fingolfin’e ve halkına ihanet etti ve onları gemilere aldırmadı. Fingolfin Feanor’a kızdı ve ne olursa olsun dönmeyeceklerini açıkladı ve Helcaraxe geçidine yöneldiler, bir çok Noldor öldü.
Feanor, Beleriand’a girdi ve savaş için hazırlandı, Angband’a öncüler yollayıp gözetletti. Ve Noldor’un Beleriand’daki ilk savaşı başladı, bu savaşa “Dagor-nuin-giliath” anlamı ise “Yıldızların Altındaki Savaş”tır. Elfler büyük bir zafer kazandılar,savaşın bitmesine yakın Feanor, hırslanıp yanında birkaç arkadaşı ile birlikte Angband'ın kapısına kadar at sürmüştür, pusuda yatmış olan Balrog’lar bir anda ortaya çıkarak grubu çember içine almıştır, uzun süre mücadele eden Feanor en sonunda aldığı yaraların sonucunda zayıf düşmüş ve bedeni Balrogların efendisi Gothmog tarafından yere çarpılmıştır, tam bu sırada yetişen oğulları babalarının yardımına gelmiş onu kurtarmışlardır, ama en büyük oğul Maedhros, Morgoth'a esir düşmüştür. Geri dönüş yolunda Feanor öleceğini anlayıp oğullarına durmalarını emretmiştir. Son sözleri ise, ne olursa olsun Morgoth’un peşini bırakmamaları ve ne pahasına olursa olsun Silmarilleri geri almaları üzerine olmuştur.
Feanor acı içinde ölmüştür, ruhunun alevi oracıkta bedenini küle çevirmiştir. Geriye ise hiçbir şey kalmamıştır. Noldor’un en kudretlisi de Arda topraklarına böylece veda etmiştir…

https://preview.redd.it/yibvltdqk4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=af62b196aceb14ab414a3aa4a93a6069915b6edc
Feanor iyi-kötü bir çok şey yapmıştır, Feanor olmasaydı Eldar'ın en güçlü halkı Noldor'un tarihi, hatta Orta Dünya'nın tarihi bu kadar uzun olmazdı... Her şey bittiğinde Eldar kulaklarında Feanor'un sözleri hep çınladı ve kararan Valinor'un simgesi hiç kaybolmadı gözlerinden. İşte Feanor'un binlerce yıl geçmesine rağmen hafızalardan silinmeyen sözleri;
"Neden, Ey Noldor halkı, neden bizi koruyamayan, hatta kendi topraklarını bile Düşman'ına karşı koruyamayan kıskanç Valar'a hizmet edelim? O, düşmanları olduğu halde, akrabaları değilmi? İntikam, bu yüzden beni çağırdı, ama öyle olsa bile, bundan sonra babamın katili ve hazinemin hırsızının akrabalarıyla aynı topraklar üzerinde yaşamayacağım. Bu cesur halk arasındaki tek cesur ben değilim. Hepiniz kralınızı kaybetmediniz mi? Kaybedecek daha neyiniz var ki dağlar ve deniz arasındaki bu dar toprağa takılıyorsunuz? Bir zamanlarda Valar'ın Orta Dünya'dan esirgediği ışık vardı ama şimdi karanlık her yere yayıldı. Pusun tacizine uğrayan ve nankör denize boşuna göz yaşı döken gölgelenmiş bir halk olarak sonsuza dek burada kıpırdamadan yas mı tutacağız? Yoksa yurdumuza mı döneceğiz? Özgür halkın yürüdüğü Cuivienen'de, bulutsuz yıldızların altında tatlı sular akıyor, geniş toprakları etrafa uzanıyor. Hepsi orada, delilik ederek terk ettiğimiz her şey orada hala bizi bekliyor. Gelin dönelim! Bırakın bu şehri korkaklar korusun."
Noldor'un hatırladığı başka bir şey daha vardı, hatıraları canlandıkça hala acı içinde ağlarlar.

Mandos'un kehaneti
"Sayısız gözyaşı dökeceksiniz. Valar, Valinor'u size karşı kapatacak ve sizi dışarıda bırakacak, böylece ağıtınızın yankısı bile dağları aşamayacak. Valar'ın gazabı Batı'dan Doğu'nun en ucuna dek Feanor Hanedanı üzerine yayılacak, onları izleyenlerinde üzerine yayılacak. Yeminleri onları sürükleyecek, onlara ihanet edecek. İyi başlayan herşey kötü bitecek; Akrabanın akrabaya ihanetiyle, ihanete uğrama korkusu doğacak. Onlar sonsuza dek mahrum edilenler olacak.
"Siz haksız bir şekilde akrabalarınızın kanını döktünüz, Aman topraklarını lekelediniz. Kana karşı kan vereceksiniz ve Aman'ın ötesinde Ölüm'ün gölgesinde yaşaycaksınız. Bunun için Eru sizin Ea'da ölmemenize karar verdi; ve hiçbir hastalık sizi ele geçiremeyecek ama katledilebilirsiniz ve katledileceksiniz: silahla, işkenceyle ve kederle; sonra yurtsuz ruhlarınız Mandos'a gelecek. Orada bedenlerinizi özleyerek bekleyeceksiniz ve katlettikleriniz gelip sizin için yalvarırlarsa biraz merhamet bulabileceksiniz. Orta Dünya'da kalıp Mandos'a dönmeyenler, büyük bir yük taşıyormuşçasına bitkinleşecekler, gittikçe solacaklar ve arkalarından gelecek daha genç ırkın önünde pişmanlık gölgeleri olacaklar. Valar konuştu"
... işte böyle son bulur Noldor'un yazgısı...
https://preview.redd.it/h35aj6tqk4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=8cae07d7951c9653eaab65e365ecd81c7ec963b6

Fingolfin

Fingolfin

Noldor’un kralı Finwë idi. Finwë’nin oğulları ise Fëanor ve Fingolfin ve Finarfin; yalnız Fëanor’un annesi Serinde Miriel iken, Fingolfin ile Finarfin’in anaları Vanyar soyundan Indis idi.
Eşi göçüp gittikten sonra, vakti saati gelince Güzel Indis’i aldı Finwë ikinci eşi olarak.
Babasının düğününü hiç de hoş karşılamadı Fëanor ve ne Indis'e, ne de oğulları Fingolfin ve Finarfin’e içten bir sevgi besledi.
Fëanor, dilinde de elinin becerisinde de en kudretli olandı ve kardeşlerinden üstündü, ruhu tutuşmuş, alev alev yanıyordu. Fingolfin en güçlü, en sebatkar ve gözü pek olanlarıydı. Finarfin ise en adil, yüreği en bilge olandı; sonraları Olwë’nin oğulları, yeni Teleri’nin efendileri ile dost oldu ve Olwë’nin kızı, Alqualonde’nin kuğu-bakiresi Eärwen’i eş olarak aldı.

https://preview.redd.it/zfmgkfnfl4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=50fa52d99013d2f56aea2c039e7df37b601720a2
Fingolfin’in oğulları, sonradan dünyanın kuzeyinde Noldor’un başına geçen Fingon, Gondolin’in efendisi Turgon idi, kız kardeşleri Ak Aradhel’di. Eldar’da geçen yıllarında henüz ağabeylerinden küçüktü, fakat sonradan serpilip güzelleşti ve uzayıp güçlendi; ormanda ata binip avlanmayı çok sevdi. Genellikle akrabaları Fëanor’un oğulları ile birlikteydi, fakat hiçbirine kaptırmadı yüreğini. Saçları koyu, teni solgun olduğu ve gümüş rengi ile beyazdan başka renkte kıyafet giymediği için Ar-Feinel, yani Noldor’un Ak Hanımı derlerdi ona.
Aman’da herkesin saygı ile önlerinde eğildiği Finwë’nin büyük oğulları Fëanor ve Fingolfin yüce prenslerdi, fakat şimdi sahip oldukları haklar ve mal mülk yüzünden kibre ve kıskançlığa kapılıp gitmişlerdi. Ardından Melkor, Eldamar’da ortalığa yalanlar yaydı ve Fëanor’un kulağına şu dedikodu ulaştı: Güya Fingolfin ve oğulları, Finwë’nin ve büyük oğlu Fëanor’un hakimiyetine el koymak ve onların yerine geçmek için entrikalar hazırlıyorlardı; Valar’ın da izniyle oluyordu tüm bunlar, çünkü Silmariller kendi korumalarına bırakılmayıp da Tirion’da tutuldukları için onlar da hoşnutsuzlardı. Fingolfin ve Finarfin’e ise şu sözler söylendi: “Aman dikkat! Miriel’in kibirli oğlunun, Indis’in oğullarına karşı sevgisi daima kıt olmuştur. Şimdi büyüyüp güçlendi ve babasını kendi tarafına çekti. Çok geçmez, en yakın zamanda sizi Tuna’dan ötelere sürecektir!”
Işte böylece Melkor yalanlar ve çirkin dedikodular ve yanlış öğütlerle Noldor’un yüreklerinde bir çatışma ateşi yaktı ve onların kavgası sonunda Valinor’un parlak günleri sona erdi; eski ihtişamının akşamı gelip çattı.
Çünkü Fëanor, Valinor’dan ayrılıp dünyaya yeniden dönebileceğini ve onun peşinden gittikleri taktirde Noldor’u esaretten kurtarabileceğini haykırarak, Valar’a karşı alenen isyankar sözler etmeye başladı.
Ardından Tirion’da müthiş bir huzursuzluk baş gösterdi ve Finwë sıkıntıya düşüp tüm reislerini divana çağırdı. Fakat Fingolfin hışımla evine gelerek karşısında dikildi ve şunu söyledi:
“Kralım ve babam, pek yerinde bir biçimde Ateşin Ruhu adını almış kardeşimiz Curufinwë’nin kibrini zapt etmeyecek misiniz? O kim alıyor da, kral kendisiymiş gibi halkımız adına konuşuyor? Uzun süre evvel Quendi’nin karşısına geçip, Valar’ın Aman’a gelmemiz için yaptığı çağrıyı kabul etmelerini emreden sizdiniz. Orta Dünya’nın tehlikeleri içinden Eldamar’ın ışığına doğru uzanan zorlu yol boyunca Noldor’u sürükleyen sizdiniz Şimdi eğer bundan pişmanlık duymuyorsanız, en azından iki oğlunuzu sözlerinizle ödüllendirmeniz lazım geliyor.”
Ama Fingolfin daha sözlerini tamamlamadan Fëanor koca koca adımlarla odaya girdi; tepeden tırnağa silahlıydı: “Işte böyle, tam da tahmin ettiğim gibi,” dedi. “Üvey kardeşim, her meselede olduğu gibi bunda da babamı yanına alıp, önüme geçecektir.” Sonra Fingolfin’e dönüp kılıcını çekti ve bağırdı: “Çekil git karşımdan ve ait olduğun yere dön!”
Fingolfin, Finwë’nin önünde eğildi ve Fëanor’a bir laf yahut tek bir bakış bile atmadan, odadan çıkıp gitti. Ama Fëanor peşi sıra çıktı ve kralın evinin kapısında yolunu kesip parlak kılıcının ucunu Fingolfin’in göğsüne dayayıverdi.
“Bak üvey kardeşim! Bu kılıcın ucu senin dilinden keskindir. Yerimi ve babamın sevgisini de zorla elimden almayı hele bir dene; o vakit belki Noldor halkı, esirlerin efendisi olmaya hevesli birinden kurtulur!”
Finwë’nin evi Mindon’un dibindeki büyük meydanda bulunduğu için, bu sözler pek çok kişinin kulağına gitti, fakat Fingolfin yine cevap vermedi ve kalabalığın içinden sessizce geçip kardeşi Finarfin’i aramaya gitti.
Esasında Noldor arasındaki huzursuzluk Valar’dan gizlenmemişti, ama bu huzursuzluğun tohumları karanlıkta ekilmişti; bu yüzden, tüm Noldor kibre bulandıkları halde, inadı ve küstahlığıyla meşhur Fëanor, onlar aleyhinde sözler söylediği için hoşnutsuzluğun elebaşı diye bellendi. Ve Manwë kederlense bile yalnızca olanları izledi ve tek söz söylemedi. Valar, Eldar’ı topraklarında kalmakta ve gitmekte hür olmaları şartıyla getirmişlerdi; ayrılışları çılgınlık olarak görseler bile onları yollarından döndüremezlerdi. Fakat artık Fëanor’un yaptıklarının göz yumulur hali kalmamıştı, Valar öfkelenmiş ve yılmışlardı; ettiği lafların ve giriştiği işlerin hesabını versin diye Valmar’ın kapısında huzurlarına çıkmaya çağırdılar onu. Bu meseleye karışan ya da bir şeyler bilen diğer herkes de çağrıldı ve Hüküm Çemberi’nde Mandos’un huzurunda duran Fëanor’a sorulan tüm soruları cevaplaması emredildi. Nihayet meselenin ötesi berisi açıklığa kavuştu ve Melkor’un başlarına açtığı bela ortaya döküldü; bunun üzerine Tulkas derhal divanı terk etti ve onu tekrar yargılanması için getirmeyi gitti. Fakat Fëanor suçsuz ve günahsız bulunmadı, çünkü Valinor’un huzurunu bozup, soyundan gelene kılıç çekmişti ve Mandos ona hitaben şöyle söyledi:
"Esaretten bahsediyordun. Eğer esaretse bu, kaçıp gidemezsin, çünkü Manwë yalnız Aman’ın değil, tüm Arda diyarının kralıdır. Ve senin bu yaptıkların ister Aman’da ister başka yerde, meşru değildir. Bu yüzden işte bu hükme uğradın: On iki yıl boyunca, tehdidin ağzından çıktığı yerden, Tirion’dan ayrı kalacaksın. Bu süre zarfında düşün taşın, kim olduğunu, ne olduğunu hatırla. Diğerleri de seni affederler ise, o vakitten sonra bu mesele kapanıp nihayete kavuşmuş olacak.”
Sonra Fingolfin söz aldi ve, “Ağabeyimi affedeceğim,” dedi. Fakat Fëanor tek bir söz söylemedi; Valar’ın huzurunda öylece dikildi. Ardından dönüp çıktı divandan ve sonra da Valmar’ı terk etti.
Onunla birlikte yedi oğlu da gitti sürgüne; kuzey taraflarındaki tepelerde sağlam bir yurt ve hazine edindiler ve Formenos’ta bin bir çeşit cevher ile silah istiflediler; Silmariller ise demirden bir bölmeye kaldırıldı. Kral Finwë de, oğlu Fëanor’a duyduğu sevgi yüzünden çıkıp buraya geldi ve Tirion’da Noldor’un başına Fingolfin geçti. Fëanor kendi yapıp ettikleri bütün bu olaylara çanak tuttuysa da neticede Melkor’un tohumlarını ektiği husumet sürüp gitti ve uzun bir müddet boyunca Fingolfin’in ve Fëanor’un oğulları arasında baki kaldı.
Manwë, Noldor arasında baş göstermiş olan kötülüğe şifa bulmayı kafasına koymuştu ve prensler arasındaki derdin kederin bir kenara bırakılıp Düşmanın yalanlarının hafızalardan silinmesi için herkes Manwë’nin evine davet edilmişti.
https://preview.redd.it/v6d84q7gl4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=feaf04dc6ba2dcfa6670080b26ddb4feeee7b251
Vanyar çıkıp geldiler şölene, Tirion'lu Noldor’la Maiar da toplandılar bir araya; Valar'da tüm güzellikleri ve ihtişamları ile dizildiler yan yana ve Manwë ile Varda’nın muazzam salonlarında, çıkıp karşılarına şarkılar söylediler, batıda kalan Ağaçlara dönük yemyeşil yamaçlarda dans ettiler. O gün bomboş kaldı Valmar sokakları ve Tirion’un merdivenlerde çıt çıkmadı ve tüm diyar huzur içinde uykuya yattı. Sadece dağların öte tarafındaki Teleri hala şarkılar söylüyordu denizin kıyısında, çünkü ne mevsimler ne de zaman pek umurlarında değildi onların ve Arda hükümdarlarının meselelerine ya da henüz onlara dokunmamış olan Valinor üzerindeki gölgeye hiç akıllarını yormuyorlardı.
Manwë’nin tasarladığı şölenin tadını kaçıran tek bir şey oldu. Manwë’nin sadece Fëanor’a gelmesini emrettiği için, o da yalnız başına geldi; Finwë onunla birlikte gelmedi, Formenoslu diğer Noldor da. Şöyle söylemişti çünkü Finwë:
“Oğlum Fëanor’un Tirion’a gidememe cezası sürdükçe, ben de el çekiyorum krallıktan ve görüşmüyorum kendi halkımla.”
Ve Fëanor geldi, ama ne şölen giysileri içindeydi, ne de takılara bezenmişti, gümüş, altın yahut başka bir değerli taş yoktu üzerinde; Valar ile Eldar’ı Silmarillerin görüntüsünden mahrum etti ve onları Formenos’taki demir bölmede kilitli bıraktı. Yine de Manwë’nin tahtı önünde karşı karşıya geldi Fingolfin’le ve barıştı, sözde; Fingolfin ise kılıcın kınından çıkmasının lafını bile etmedi. Fingolfin elini uzatıp şunları dedi: “Söz verdiğimi şimdi yapıyorum ve yaşadığımız tatsızlığı unutuyorum.”
Fëanor sessizce uzanıp tuttu elini, ama Fingolfin sözlerini sürdürdü “Kan bağıyla üvey, yürek bağıyla öz kardeşin olacağım. Sen rehberim olacaksın, ben peşin sıra geleceğim. Hiçbir keder ayırmasın bizi.”
“Duydum sözlerini,” dedi Fëanor. “Öyle olsun.” Fakat ikisi de sözlerinin taşıyabileceği anlamdan habersizdi.
Derler ki Fëanor ve Fingolfin henüz Manwë’nin huzurunda iken, her iki Ağacın da ışıldadığı bir anda birbirine karıştı ışıklar ve sessiz Valmar şehri gümüş ve altın rengi bir parıltıya boğuldu. Tam o saatte Melkor ve Ungoliant ağaçları yok etti.
Haber şölene ulaşınca Manwë, Fëanor’a Silmarilleri verip veremeyeceğini sordu. O sırada başka bir haber şölene ulaştı. Morgoth, Fëanor’un evine gidip Finwë’yi öldürmüş ve silmarilleri çalmıştı.
O zaman Fëanor ayrıldı. Sonra korkunç bir ant içti. Yedi oğlu da hep birden onun etrafına atılıp aynı yemini ettiler ve kılıçları, meşalelerin göz kamaştıran ışığında kan kırmızısı parıldadı. Yeminlerini bozmayacaklarına Iluvatar adına söz verdiler ve bozarsak eğer, kavlimizi, Ebedi Karanlığa gömülelim dediler. Mänwe’yi, Varda’yı ve kutlu Taniquetil Dağı’nı şahit gösterip, ister Vala, ister Iblis, Elf yahut henüz doğmamış Insan, küçük büyük, hayırlı veya belalı, günlerin sonuna dek, zamanın doğuracağı her cinsten varlığı, Silmarillerin tekini bile ellerine almaları, çalmaları, yahut da saklamaları durumunda, Dünya’nın sonuna dek intikam ve nefret hisleriyle takip edeceklerine ant içtiler.

Feanor ve Oğullarının Yemini
Bu yemin Fingolfin’i de bağlıyordu, çünkü Fëanor’a, onu hep takip edeceğine dair yemin etmişti.
Fëanor, Morgoth’un peşinden Orta-Dünya’ya geçecekti ve Teleri’den yardım istemek için Alqualonde’ye gitti. Fakat Teleri Elfleri yardım etmeyince Fëanor öfkelendi. Kuğular Limanına gidip oradaki gemileri zorla almaya karar verdi. Fakat Teleri, Fëanor’a karşı koydu ve her iki taraf da büyük kayıplar verdi, ama Noldor’un öncü kolunun imdadına Fingolfin’in öncü topluluğu ile Fingon yetişti. Bir çarpışmanın gerçekleştiğini ve akrabalarının yenildiğini görüp, kargaşanın nedenini falan öğrenemeden öne atıldılar; bazıları ise Teleri’nin Valar’ın emri üzerine, Noldor’un yollarını kesmeye çabaladıklarını düşünmüşlerdi.
Sonunda Teleri yenilgiye uğratıldı ve Alqualonde’de yaşayan denizcilerin büyük bir bölümü katledildi. Çünkü hem Noldor haklı öfkeye ve umutsuzluğa kapılmış, hem de, büyük çoğunluğu incecik yaylardan başka bir şey taşımayan Teleri halkı güçsüz kalmışlardı.

İlk Akraba Kıyımı
Her şeye rağmen Noldor’un büyük bir kısmı katı ve fırtına dindiğinde devam ettiler, fakat onlar ilerledikçe yol daha da uzuyor, daha da korkunç bir hale geliyordu. Hadsiz hesapsız karanlık içinde upuzun bir zaman yürüdükten sonra, dağlık ve soğuk Araman çöllerinden geçip nihayet Korunaklı Ülke’nin kuzey sınırlarına vardılar. Burada aniden, bir kayanın üzerinde dikilmiş duran ve aşağıdaki sahile doğru bakan bir karaltı gördüler. Bazıları bunun, Manwe’nin gönderdiği sıradan bir haberci değil, Mandos’un ta kendisi olduğunu söyler. Neyse, Noldor yüksek bir ses duydular, yüksek olduğu kadar da tumturaklı ve ürkütücü bir ses; onlara durup dinlemelerini emrediyordu. Ardından hepsi birden durdu, put kesildiler ve Noldor halkı bir baştan öbür başa dek, hep birlikte, Kuzey’in Kehaneti ve Noldor’un Hükmü diye anılan laneti ve kehaneti bildiren bu sesi duydu. Söylenenlerin pek çoğu, Noldor’un başlarına gelene dek anlamadıkları acıları, karanlık bir dille haber veriyordu; ne kalabilecek, ne Valar’ın affını yahut hükmünü isteyebileceklerdi, anladıkları kadarıyla lanet buydu.
Yine de Fëanor yeminine sadık kalarak yoluna devam etmeye karar verdi. Fakat Finarfin yürüyüşten ayrıldı.
Nihayet Noldor, Arda’nın kuzey ucuna ulaştılar ve denizde süzülen ilk buz parçalarını görünce Helcaraxe’ye pek bir yolları kalmadığını anladılar. Doğuya kıvrılan Aman toprakları ile Endor’un batıya uzanan doğu kıyıları ( işte Orta Dünya burasıydı ) arasından Kuşatan Deniz’in buz gibi suları ile Belegaer’in dalgalarının bir olup aktığı daracık bir boğaz uzanıyordu; burası nefes kesen soğuğun uçsuz bucaksız sisi ve pusuyla, bir de denizin akıntıları, buz tepelerinin çarpışmaları ve derinlere gömülmüş buzların gıcırtıları ile doluydu. Böylesi bir yerdi Helcaraxe ve o zamana dek Valar ile Ungoliant dışında kimse buraya ayak basacak kadar gözü pek çıkmamıştı.
Noldor burada durdu ve Orta Dünya’ya nasıl geçebileceklerini tartışmaya başladılar. Orta Dünya’ya gemi ile geçmeye karar verdiler fakat gemilerin sayısı az olduğu için önce Fëanor’a bağlı grup geçti Orta-Dünya’ya.
Fakat karaya çıkar çıkmaz, Morgoth’un yalanları aralarına girmeden evvel Fingon’un dostu olan büyük Maedhros, Fëanor’a şöyle söyledi:
Peki, şimdi hangi gemilerle kürekçileri geri gönderip, ilk kimleri getireceksin buraya? Yiğit Fingon mu yoksa?
Fëanor çıldırmış gibi kahkaha attı ve bağırdı:
“Hiçbirini ve hiç kimseyi! Arkamda bıraktıklarımı artık kayıptan saymıyorum; zaten gereksiz yük olduklarını gördük yol boyu. Adıma lanet okuyanları ve hala da lanetleyenleri bırakalım gitsinler, ahlaya vahlaya dönsünler Valar’ın kafesine! Yakın şu gemileri!”
Bu sözler üzerine Maedhros sadece kenara çekildi, ama Fëanor Teleri’nin ak gemilerini ateşe verdirdi. Ve böylece, Drengist Körfezi’nin ağzında, Losgar denen o yerde, denizler üzerinde süzülmüş olan en güzel gemiler, parlak ve ürkütücü alevler tarafından yutularak küle döndü. Fingolfin’le halkı bulutların altında kızıl kızıl parlayan ışığı ta uzaktan gördü ve ihanete uğradıklarını anladı. Bu, Akraba Kıyımı’nın ve Noldor’un Hükmü’nün ilk meyvesiydi.

Gemilerin ateşe verilmesi
Bunun üzerine Fingolfin, Fëanor’un kendisini Araman’da ölüme terk ettiğini ya da utanç içinde Valinor’a geri dönmek zorunda bıraktığını fark edip kedere boğuldu, ama artık, o ana dek olmadığı kadar çok istiyordu Orta Dünya’ya gidip Fëanor’la yeniden karşılaşmayı. Ve Fingolfin’le halkı uzun bir müddet sefalet çekerek yürüdü, ama karşılarına çıkan zorluklar kahramanlıkları ve metanetlerini arttırdı, çünkü onlar kudretli bir halktı; Iluvatar Eru’nun ilk ölümsüz çocuklarıydılar; Kutlu Ülke’den yeni gelmişlerdi ve yeryüzünün bezginliği işlememişti içlerine henüz. Kalplerinde yanıp duran ateş tazecikti; başlarında Fingolfin’le oğulları ve Finrod ve Galadriel ile kuzeyin en zorlu taraflarına doğru ilerleme cesaretinin gösterdiler ve sonunda Helcaraxe’nin dehşetine ve zalim buz dağlarına dayanmanın başka bir yolunu bulamadılar. Bu umutsuz yolculuk, cesaret ve keder hususunda Noldor’un giriştikleri belki de en zorlu işti. Bu yol üzerinde Turgon’un eşi Elenwe kayboldu ve başka pek çok Noldor ölüp gitti; Fingolfin tüm badireleri atlatıp sayıca azalan topluluğunu nihayet Öte Topraklara çıkardı. Kalplerinde Fëanor ve oğullarına duydukları bir sevgi kırıntısıyla, sonunda peşine düştüler ve ayın ilk yükselişinde borularını üflediler.
https://preview.redd.it/yr6b72w0m4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=966f09377643fbe3dae865784f7101b7f44daeeb
Dagor-nuin Giliath savaşında Fëanor’un tarafı yenilmişti, Fëanor ölmüş, Maedhros esir düşmüştü. Fingon, Noldor arasındaki anlaşmazlığa son vermek için, Thangorodrim’deki kayalara bağlanmış Maedhros’u kurtardı. Fingon başardığı bu işle büyük şöhret kazandı ve Fingolfin ve Fëanor hanedanı arasındaki nefret yatıştı. Çünkü Maedhros, Araman’da onları terk ettikleri için af diledi; Noldor üzerindeki hükümdarlık iddiasından feragat etti ve Fingolfin’e şöyle seslendi: “Aramızda bir keder gölgesi düşürmedikçe, efendim, Finwë hanedanın hem en yaşlısı, hem de buna yaraşır biçimde en bilgesi olarak hükümdarlık hakkı sizin olmalıdır.” Ama kardeşleri bu sözlerine asla yürekten katılmadılar.
https://preview.redd.it/o046fa11m4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=f37f2a47663673c5ab1d08d864c4b814aad87d34
Bu yüzden, aynen Maedhros’un önceden haber verdiği biçimde, Elendë ve Beleriand’ın himayesi yaşlı olandan Fingolfin hanedanına geçtiği için ve Silmarilleri kaybettikleri için Fëanor hanedanına, Yoksun Bırakılanlar dendi. Fakat yeniden bir araya gelmiş olan Noldor, Dor Daedeloth sınırları üzerine bir gözcü koyup Angband’ı batı, güney ve doğu cenabından kuşattılar.
Güneşle geçen 20. yıldönümünde Noldor Kralı Fingolfin büyük bir şölen tertip etti ve bu şölen bahar zamanı, coşkun Norog Nehri’nin doğduğu yerde, Ivrin gölcüklerinin yanında yapıldı, çünkü buralar, kuzeye karşı onlara siper olan Gölge Dağları’nın eteklerinde yeşil ve asude topraklardı. Bu şölende yaşanan neşe, sonradan gelen kederli günlerde uzun uzun hatırlandı ve şölene Yeniden Birleşme Şöleni manasında Meret Aderthad dediler.
İşte bu yıllar, yani Güneş işe Ay’ın altında saadetin yaşandığı devirdi ve bütün ülke halinden hoşnuttu hoşnut olmasına, ama yine de Gölge kuzeyde kapkara çöreklenmiş oturuyordu.
O dönemde insanlar Orta-Dünya’ya gelmişlerdi. Angband Kuşatması’nın üzerinden yaklaşık 400 yıl geçmişti.
Karanlık ve aysız bir kış gecesiydi ve geniş Ard-galen düzlüğü Noldor’un tepelerdeki kalelerinden Thangorodrim’in eteklerine kadar soğuk yıldızların ışığı altında loş bir biçimde uzanıyordu. Gözcü ateşleri sakin sakin yanıyor, düzlüğün üzerindeki Hithlum süvarilerinin karargahlarında ancak birkaç kişi uyanıktı. İşte o sırada Morgoth, Thangorodrim’den aşağıya, Balroglardan daha hızlı ilerleyen müthiş ateş nehirleri yolladı ve düzlüğün tamamını bu ateşle kapladı; Demir Dağlar çeşit çeşit zehirler taşıyan ateşler püskürttü; bu ateşlerin havaya yayılıp her yanı kötü kokutan dumanı ölüm saçıyordu. Büyük muharebelerin dördüncüsü, Dagor Bragolach, Ani Alev Muharebesi işte böyle başladı.
https://preview.redd.it/9tmb73p1m4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=730de8ae108b9205fdd9e772605896e9d63fcce5
Bu ateşin önünde bütün ihtişamıyla ejderlerin atası olan altın Glaurung yanında Balroglarla geldi; onların ardında da Noldor’un daha evvelden görmediği, hayal dahi etmediği kadar geniş Ork orduları, kapkaranlık sökün ettiler. Noldor’un kalesine saldırıp Angband’ın üzerindeki kuşatmayı yıktılar ve Noldor ile onun müttefiki olan Gri Elflerle İnsanları buldukları yerde katlettiler.
Hithlum’a, Dorthonion’un kaybedildiğine, Finarfin’in oğullarının yenildiğine ve Fëanor’un oğullarının topraklarından sürüldüğüne dair haberler geldi. Bunun üzerine Fingolfin (kendisine göre) bu olayları Noldor’un nihai yıkımı ve tüm hanedanların geri dönülmez yenilgisi olarak niteledi; içi böyle büyük bir keder ve hınçla doldu ki müthiş atı Rochallor’a bindi ve tek başına uzaklaştı, kimseler de ona mani olamadı. Tozun ortasında esen bir rüzgar gibi Dor-nu-Fauglith’in üzerinden geçti; onu bu hızla geçerken görenleri hepsi de Oremë’nin kalkıp geldiğini zannedip, şaşkınlık içinde kaçıştılar; çünkü Fingolfin tepeden tırnağa öfke kesilmişti, bu yüzden de gözleri tıpkı Valar’ınki gibi parlıyordu. Böylece tek başına Angband’ın kapılarına gelip borusunu çaldı; bir kez daha pirinçten kapılara vurup, Morgoth’a meydan okudu ve teke tek bir dövüş için meydana çıkmasını istedi. Ve Morgoth geldi.
Kayalar Fingolfin’in borusunun keskin sesiyle çınlıyor ve sesi Angband’ın derinliklerine kadar keskin ve apaçık bir şekilde geliyordu; Fingolfin, Morgoth’a alçak ve esirlerin efendisi diye hitap ediyordu. Bu yüzden Morgoth yerin altındaki tahtından yavaş yavaş tırmanıp geldi; ayak sesleri yer altından yükselen gök gürültüsü gibiydi. Kara zırhlara bürünmüş halde dışarı çıktı ve Kral’ın karşısında demir taçlı bir kule gibi dikildi; armasız, kapkara, kocaman kalkanı da Kral’ı bir fırtına bulutu gibi gölgeledi. Ama Fingolfin gölgenin altında bir yıldız gibi parlıyordu, çünkü zırhı gümüşle kaplanmış ve mavi kalkanı kristallerle bezenmişti ve buz gibi parlayan kılıcı Ringil’i çekti.

https://preview.redd.it/qdevp9rym4551.png?width=557&format=png&auto=webp&s=d9e52034e62006fd7c3510b3cb00f2419b801227
Bunun üzerine Morgoth, Ölüler Diyarının Çekici, Grond’u hızla yukarıya kaldırıp bir yıldırım gibi aşağıya savurdu. Ama Fingolfin yana sıçradı ve Grond yerde, içinden duman ve ateş çıkan çok büyük bir çukur açtı. Morgoth ardı ardına sert darbeler indirmeye yeltendi, ama Fingolfin her seferinde, kara bir bulutun altında çakan şimşekler gibi uzağa sıçradı ve Morgoth’u tam yedi kez yaraladı; Morgoth ise tam yedi kez acısından çığlık attı; her birinde de Angband’ın orduları kederden yerlere kapaklandı ve bu çığlıklar kuzey diyarlarında yankılandı.
Ama sonunda Kral bitkin düştü ve Morgoth kalkanıyla üç kez onun üzerine yüklendi. Fingolfin üç kez dizlerinin üzerine çöktü ve üç kez yeniden ayağa kalktı; kırık kalkanı ve paralanmış miğferiyle cesaretini elden bırakmadı. Ama etrafındaki toprağın tamamı yarılmış, çukurlarla dolmuştu; Fingolfin de tökezleyip Morgoth’un ayaklarının dibine düştü ve Morgoth, neredeyse bir tepe kadar ağır olan sol ayağını onun boynunun üzerine dayadı. Fingolfin son ve umutsuz darbesini indirmek üzere Ringil’le ayağı yardı ve dumanlar çıkaran kara bir kan fışkırıp Grond’un açtığı çukurları doldurdu.
Böylece Noldor’un Yüce Kralı, kadim Elf krallarının en gururlu ve yiğit olanı öldü. Orklar kapıda yapılan bu ikili dövüşten kendilerine pay çıkarıp böbürlenmediler; Elflerin acısı ise öylesine derindi ki, bu olaya dair tek bir şarkı söylemediler. Yine de bu hikaye hafızalardadır, çünkü Kartalların Kralı Thorondor haberleri Gondolin’e ve çok uzaklardaki Hithlum’a kadar getirdi. Morgoth dövüşün ardından Elf Kralı’nın bedenini alıp kurtlarına yem olarak atmak için ikiye büktü, ama Thorondor, Crissaegrim’in zirvelerindeki yuvasından hızla gelip, Morgoth’un üzerine avına hücum eder gibi saldırdı ve yüzünü bereledi. Thorondor’un kanatlarının hücum ederken ki sesi Manwë’nin rüzgarlarının sesini andırıyordu; gelip Fingolfin’in bedenini kudretli pençeleriyle yakalayıp aniden Ork kargılarının üzerinde süzülerek Kral’ı oradan götürdü. Ve onu gizli Gondolin Vadisi’ne kuzeyden bakan bir dağın zirvesine bıraktı; Turgon gelip babasının üzerine taşlardan görkemli bir anıt yaptı. Bundan sonra hiçbir Ork, Fingolfin’in dağını aşmaya ya da mezarına yaklaşmaya cesaret ede edi, ta ki Gondolin’in hükmü gerçekleşip de, soyu arasında ihanet baş gösterene kadar. Morgoth’un ayağı o günden sonra daima aksadı ve yaralarının acısı asla dinmedi; Throndor’un yüzünde bıraktığı izler de silinmedi.
Fingolfin’in öldüğü haberi geldiğinde Hithlum’a çöken kederi tarif etmek imkansızdı, Fingon acılı haliyle Fingolfin’in hanedanının ve Noldor’un krallığının başına geçti, ve küçük oğlu Erenion’u (sonradan Gil-Galad adını alacaktı) limanlara yolladı.
https://preview.redd.it/ewmd1r12m4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=6be42301b2d11bd94024210a7d680dea6a132f16

Sonuna kadar okuyan varsa teşekkürler, hakkında bilgi paylaşmamı istediğiniz-merak ettiğiniz bir şeyler varsa isteyin, sorun.
submitted by snowieez to KGBTR [link] [comments]


2019.10.16 09:00 flatartagency Da Vinci’nin Şifresini Çözen Yazar Dan Brown Hakkında Bilinmeyenler!

Da Vinci’nin Şifresini Çözen Yazar Dan Brown Hakkında Bilinmeyenler!
Kitapları tüm dünyada çok satanlar listelerinden inmeyen, 2005 yılında TIME Dergisi tarafından “Dünyadaki En Etkili 100 Kişi” arasında gösterilen yazar Dan Brown‘ı yakından tanımaya ne dersiniz?
Sizin için bilinmeyen yönleri, keşfedilemeyen sırları ve röportajlarıyla detaylı bir Dan Brown rehberi hazırladık…

Dan Brown Kimdir?


https://preview.redd.it/wweuk6zqpus31.jpg?width=600&format=pjpg&auto=webp&s=8ca4474c9a13985334b710b03c3fa8b32bb254e9
Dan Brown, tüm zamanların en çok satan romanlarını yazan, okuyucular hatta akademisyenler arasında entelektüel bir tartışma konusu olan bir isim. Brown’un romanları o kadar etkili ki dünya çapında 56 dilde 200 milyondan fazla basılmış.
“Yayıncılık sektörünü ayakta tutan kişi” olarak anılan bir isim Dan Brown.
Eğitim döneminde bilim ve din arasındaki çelişik etkileşime, şifre çözmeye ve gizli hükemet örgütlerine hayranlık duymaya başlamış Brown. Bu temalar daha sonra kitaplarının arka planını oluşturdu. Brown’un romanları semboller, komplolar ve gizli toplum içerikleriyle bilinir. Gizemli yazarımızın kitaplarında kendinizi olayın içinde hisseder ve kitaba başladığınızda elinden bırakamaz

Dan Brown’ın Hayatı


https://preview.redd.it/s8r1v8mupus31.jpg?width=600&format=pjpg&auto=webp&s=08b295b7bce5bd49a61ec5fe6fcd38e1dbc879f4
Brown, babasının matematik öğretmeni olduğu New Hampshire’da büyüdü. Annesi bir müzisyendi. Amherst College ve Phillips Exeter Academy’den mezun olmuş. 1986’da Amherst College’tan mezun olduktan sonra Los Angeles’ta bir şarkıcı-şarkı yazarı olarak çalışmaya giden Dan Brown müzik kariyerinde başarısız olduğunda 1993’te evine geri döndü ve Phillips Exeter’de İngilizce öğretmeni oldu. Daha sonra kurgu yazmaya başladı.
Dan Brown sembollerle dolu kitaplarını yazmadan önce yoğun araştırmalar yapan bir isim. Sanat tarihçisi ve ressam olan eşi Blythe Brown ise araştırmalarına yardım edip ve eşinin eserlerine fon sağlamakta olan bir isim. Dan Brown dünyanın en zengin yazarlarından biri olmasına rağmen her sabah 4 ‘te kalkıp haftanın her günü yazı yazarmış. Öyle ki yılbaşı tatillerinde dahi yazmayı bırakmazmış. Ayrıca yazar yedi dil öğrendiğini ancak bu dilleri pek kullanmadığını söylüyor.

Dan Brown Hakkında Az Bilinen 10 Gerçek


https://preview.redd.it/meyp8f2wpus31.jpg?width=600&format=pjpg&auto=webp&s=90fb3ee5e3ad28402a988a62bedb062dfbb40f26
*Dan Brown Tahiti ziyaretinde sahilde uzanırken gördüğü Sydney Sheldon‘ın kitabı olan The Doomsday Conspiracy Türkçe adıyla Sheldon’ın Kıyamet Komplosu kitabını okumuş. Bunu bir kader olarak nitelendiren Brown, Sydney Sheldon’dan aldığı ilhamla kitap yazmaya karar vermiş.
\Romancı olmasına rağmen *roman okumaktan** nefret edermiş.
*Dan Brown’un yaşadığı New Hampshire’da bulunan 10 milyonluk evinin içinde sayısız geçit varmış. Brown’ın romanlarını yazdığı odasına ise bir tablonun arkasında bulunan düğmeye basılarak girilebiliyormuş.
*Başarılı yazar, yazılarını yazarken masasında antika bir kum saati bulundururmuş. Bu sayede her saatte bir mola vererek şınav ve gerilme gibi egzersizlerini yaparmış.
* Brown yazmak için ilham bulamadığı zamanlarda baş aşağı durarak düşünürmüş.
*Brown’un karakterleri için seçtiği isimlerin çoğu gerçek yaşamda tanıştığı insanlardan geliyormuş.
*Brown, şarkıcılık ve şarkı yazarlığında başarısız olmasına rağmen halen boş zamanlarında şarkı söylemeye ve yazmaya devam ediyor.
*Brown ve karısı, Da Vinci Yasası’nın film uyarlamasında yer aldı. Langdon’ın kitap anlaşmaları imzaladığı sahnede arka planda.
*Brown’un karısıyla birlikte yayınladığı ilk kitap, çok başarısız olduğu için basımdan kaldırılmış.
*Brown’un kitapları yayınlanmadan önce, editör ve çevirmenler yeri açıklanmayan ve internetin olmadığı bir odada tutuluyormuş. Ayrıca yanlarına özel eşyalarını almalarına dahi izin verilmeyip odada had safhada güvenlik önlemleri alındığı söyleniyor.

Vatikan Tarafından Kara Listeye Alınmasına Neden Olan Kitap: Da Vinci Şifresi


https://preview.redd.it/lzxez0fypus31.jpg?width=600&format=pjpg&auto=webp&s=a2324d36452f6488ff5396ed52461b8f030c4091
Gizemli yazar Dan Brown 2003 yılında çıkardığı ve tüm dünyada satış rekorları kıran Da Vinci Şifresi kitabıyla dünyaya ün saldı demiştik. Sıra kitabın konusuna ve diğer ayrıntılara göz atmakta!

Da Vinci Şifresi’nin İlgi Çeken Konusu


https://preview.redd.it/ghjgupd0qus31.jpg?width=600&format=pjpg&auto=webp&s=f5b6c5566a124438d71010c0900343c37b5650bc
Kitapta İsa ile ilgili tarihi sırlar ve Da Vinci’nin eserlerinde bu sırlarla ilgili ipuçları bıraktığı anlatılıyor. Ayrıca Da Vinci’nin gizli bir tarikata üye olduğu da belirtiyor. Dan Brown’un, sinemalarda da ilgi gören eseri bir cinayetle başlıyor. Cinayetin çözümü sırasında İsa’nın evlenmiş ve soyunun ilerlemiş olduğu fikri öne sürülüyor. Kitap da Leonardo da Vinci’nin yaptığı Son Akşam Yemeği adlı freskte, İsa’nın yanında oturan kişinin Havari Yuhanna değil; Magdalalı Meryem olabileceği ve Mecdeli Meryem’in İsa’nın eşi olduğu fikri ortaya atılıyor.
Romanda anlatılan bu teorilerin ise Sion Tarikatı tarafından korunduğu iddia ediliyor. Kitabın Hristiyan dünyasını karıştıran en tartışmalı özelliği ise, hikâyede işlenen cinayetlerin Papa 2. Jean Paul döneminde gücünü arttırmasıyla tanınan Opus Dei tarikatının üyelerince yaptırılması.

Kitap Katolik Dünyasını Birbirine Kattı

Kitap çıktığı dönemde beğeni topladığı kadar, tepkilerle de karşılaştı. Hristiyan camiasından oldukça tepki gören kitap, insanlara incilin güvenilirliğini sorgulatmakla suçlandı. Bu onlara göre İncil’i örtbas etme çabasıydı. Özellikle kitapta anlatılan İsa’nın ölmediği ve hatta dirilmediği, Galile Denizi’nin batısında küçük bir balıkçı kasabasında Meryem ile evlenip bir kız çocuğunun olduğunun yazılması sabırları taşıran son damla olmuştu.
Kitap sadece Hristiyan dünyasını etkilemekle kalmadı. Arap ülkelerindeki ilahiyat fakülteleri kurgusal bir roman olmasına rağmen Da Vinci Şifresi’ni derslerde inceledi.

Kitabı Yazmaya Karar Vermesi

Dan Brown, Da Vinci tablosundaki gizemi ilk kez İspanya’da Seville Üniversitesi’nde çalışmalar yaparken fark etmiş. Yıllar sonraysa Brown, Melekler ve Şeytanlar için Vatikan’ın gizli arşivlerinde araştırmalar yapma şansına sahip oluyor. Bu araştırmalar sırasında Da Vinci hakkında şüpheleri tekrar karşısına çıkıyor. Yazarımız kitabı yazma öyküsünü şöyle anlatıyor:
“Louvre Müzesi’ne gittim ve Da Vinci’nin ünlü yapıtlarından bazılarının orijinallerini inceledim. O sırada bir sanat tarihçisi bana, bu tabolardaki gizemleri anlamama yardım edecek ipuçları verdi. İşte o andan itibaren bu konu beni esir aldı.”

https://preview.redd.it/vbguc2o1qus31.jpg?width=600&format=pjpg&auto=webp&s=6b8ccd9afea817998ed1d6f172ab88812553fc5c

Kitap Bir Kurgu Mu, Yoksa Gerçek Mi?

Romanın bir diğer özelliği de ‘Gizli Kardeşlik Örgütü’ hakkında bilgi vermesi. Örgüt hakkında fısıltılarla konuşulan sırlar ilk kez popüler gerilim romanı formatında bir kitapta anlatılıyor. Romanın yazarı dahi kitabın tamamen kurgusal olduğunu söylese de betimlenen tablolar, mekanlar ve tarihi belgelerin hepsi gerçek. Okuyucular da kitabın gerçek olduğuna inanmış olacak ki kitap bu başarılara imza attı. Ayrıca romanlar da anlatılan mekanlar okuyucular sayesinde ziyaretçi akınına da uğruyor.

”Ben tüm dinlerin öğrencisiyim”

“Ben tüm dinlerin öğrencisiyim. Bu konularda bilgim arttıkça, sorularım da artıyor.”
Brown kitapla ilgili yapılan sert eleştirileri ise şu sözlerle yanıtlıyor:
Hristiyan tarihini değiştirip değiştirmediğimi bilmiyorum, ama sanıyorum ki Hristiyanları İncil’deki kutsal yazıların doğruluğu ve tarihi konusunda tartışmaya teşvik ettim.

Diğer Kitapları

Kayıp Sembol


https://preview.redd.it/b1urdqi2qus31.jpg?width=403&format=pjpg&auto=webp&s=31d725dd4e4253cd4ae0dafed03e6704796bcbe8
Dan Brown, büyükbabasının mason olduğunu pek çok programda dile getirmiş bir isim. Bu yüzden evlerinde garip önlükler ve beyaz eldivenler bulunduğunu ifade ediyor. Brown’ın 2009’da çıkan Kayıp Sembol( The Lost Symbol), adlı romanını da bu yüzden yazdığı düşünülüyor Kitabın konusu masonluk.

Melekler ve Şeytanlar


https://preview.redd.it/1xg2ltt3qus31.jpg?width=600&format=pjpg&auto=webp&s=45e805a37efd1e61fba22cebeb9b78791ff1c75c
Öncelikle belirtmek gerekir ki kitap adını Dan Brown’ın müzik alanında kariyerine devam ederken çıkardığı fakat başarılı olamayan albümünden almış. Melekler ve Şeytanlar (Angels and Demons), Dan Brown’ın 2000 yılında yayınlanmış romanı. Da Vinci Şifresi romanın da baş rolde yer alan Robert Langdon bu romanda da yer alıyor.
Romanda İlluminati isimli eski bir kardeşlik örgütü ile Katolik Kilisesi arasında geçen heyecan dolu olaylar anlatılıyor. Ambigramlar ( tam tersine çevrildiğinde de okunabilen grafiksel figürler) hakkında bilgi içeren ilk roman olarak gösterilen Melekler ve Şeytanlar’ın büyük bölümü Vatikan ve Roma’da, bazı bölümleri de İsviçre’de bulunan CERN laboratuvarında geçiyor. Film uyarlaması ise 15 Mayıs 2009’da ABD’de ve Türkiye’de vizyona girdi.

Cehennem


https://preview.redd.it/vq3iem85qus31.jpg?width=480&format=pjpg&auto=webp&s=439e211de9cc858fb8e08337bf61202c373724f4
Cehennem (Inferno) Dan Brown tarafından yazılıp 2013’te basılan gerilim ve gizem romanı. Robert Langdon serisinin dördüncü kitabı. Kitap 14 Mayıs 2013’te yayınlandı. Kitapta hızlı nüfus artışı sorunu karşımıza cehennem olarak çıkıyor. Bu sorunun olumsuz sonuçları, bu soruna getirilebilecek çözümler kitabın konusunu oluşturuyor.

Origin

Yazarın 27 Eylül 2017’de yayınlanacak “Origin” isimli yeni romanı da diğer romanlarında olduğu gibi din, bilim, sanat ve mimarlık tarihinden izler taşıyacak. Romanı ilk okuyan ülke ise saat farkı sebebiyle Türkiye olacak.

Kitapların Kahramanı: Robert Langdon


https://preview.redd.it/cdvx6jc6qus31.jpg?width=600&format=pjpg&auto=webp&s=4294364ca5a4d343f227bd463c4acf27ebb73217
Harvard Üniversitesi profesörü sembol bilimci Robert Langdon karakteri Dan Brown’ın tüm kitaplarında yer alıyor. Robert Langdon’ın bir öğretmen olma sebebi ise Dan Brown’ın babasının öğretmen olması.
‘Benim için hayattaki en büyük kahramanlar öğretmenlerdir. Babam da öğretmendi. Öğrenmenin eğlenceli bir iş olduğunu düşünüyorum. Okuyucular da bunu eğlenceli buluyor. Okuyuculara bir şeyler öğretmek için bir profesör kahramandan daha iyisi olabilir mi?”

Kitaplarının Başarısının Sırrı…

Şimdi de Dan Brown’un sırlarını ve düşünce dünyasını anlattığı röportajından öne çıkan kısımlara bir bakalım:
Size “Tanrı’dan sonra en çok kitap satan yazar” deniliyor. Bu kadar çok okunmanın sırrı ya da formulü nedir? Keşke bir formülüm olsaydı, kitap yazmak daha kolay olurdu. Elbette kitaplarımda belli başlı bazı unsurlar var. Sanat var, mimari var, semboller ve şifreler var. Aynı zamanda modern bir unsurun da olması gerekiyor.
“Tanrı’dan sonra kitapları en çok satan yazar” tanımlaması hoşunuza gidiyor mu? Bunun üzerinde çok da düşünmüyorum. Bu röportajı milyonlarca kişinin okuyacağını düşünürseniz yazmakta zorlanabilirsiniz. Ben sadece okumak isteyeceğim kitapları yazmaya çalışıyorum. Yayımlandığında olacakları düşünmüyorum. Dış etkenlere kapalı bir modda oluyorum.

https://preview.redd.it/13cwbni7qus31.jpg?width=600&format=pjpg&auto=webp&s=ab0af6c7b1ca70f2abc66642e35b555aaad59743
Kitaplarınızdaki komplo teorilerinin ne kadarına gerçekten inanıyorsunuz? Ben bir komplo teorisyeninden ziyade şüpheciyim. Kaosu sevmiyoruz. Otobüsü süren birinin olduğunu, iplerin birinin elinde olduğunu bilmek istiyoruz. İnsanların olayların rastgele gerçekleşmediğine, arkalarında birilerinin bulunduğuna inanması gerekir. Dinlerin de kökeni budur. Kuralların olduğuna inanma arzumuzdur.
Peki başarınızda pazarlama ve halkla ilişkiler faaliyetlerinin rolü nedir? Elbette pazarlama çok önemli. Ama insanlara sevmedikleri bir şeyi satamazsınız. Sonuçta önemli olan birilerinin kitabı okuyup arkadaşlarını araması ve “Harika bir kitap okudum” demesidir.
Çok satan bir yazar olmak sizi kısıtlıyor mu? İnsanların benim kitaplarımda sevdiği şeylerden biri de içlerinde bulmacalar ve sırlar olması. İyi adam kim, kötü adam kim hiçbir zaman tam emin olamıyorsunuz. Çok fazla illüzyon var. Bunu bilinçli yapıyorum. Okuyucunun bir sonraki sayfaya bakar bakmaz sırrı hemen çözmemesini sağlamak için büyük bir emek gerekiyor.
Bu illüzyonu nasıl yaratıyorsunuz? Kitabı yazarken her detay kafanızda önceden belirlenmiş oluyor mu? Bunun için devasa bir altyapı oluşturmak gerekiyor. Son kitabımın ana taslağı 100 sayfaydı. Kitabın sonunda ne olacağını, nasıl ilerleyeceğini bilmeniz gerekiyor.

”İstanbul Beni Büyüledi.”

Türkiye’ye gitmeden önceki fikirleriniz ve gittikten sonraki izlenimleriniz arasında nasıl bir fark var? Beni tamamen afallatan şey İstanbul’un modernliği oldu. Jimmy Choo’ları, Gucci’leri, Prada’ları görüyorsunuz. İstanbul, üst sınıf, modern, dünyevi, ticari bir tarz ve felsefenin karışımı. Üstelik bunlar Ayasofya’nın yanı başında. Bu şoke edici bir birliktelik. Sizden İslam’ı merkez alan bir kitap bekleyebilir miyiz? İslam’ı daha iyi anlamadan hakkında yazmak istemem. İslam’ı büyüleyici buluyorum. İslam hakkında bir gün yazabilirim ama şu an için böyle bir planım yok.
Eğer Dan Brown’nu daha önce hiç okumamışsanız yeni kitabına aylar kala seriye başlamak için mükemmel bir zamanda olduğunu söylemek mümkün. Sizin de sırlarla dolu kitapları ve Dan Brown hakkındaki yorumlarınızı merak ediyor, yorumlarınızı bekliyoruz…
Kaynak: https://emoji.com.tdan-brown/
submitted by flatartagency to u/flatartagency [link] [comments]


2019.01.15 21:07 fragmanlife Benim Hala Umudum Var dizisi konusu ve oyunculari

Benim Hala Umudum Var dizisi konusu ve oyunculari Umut, İstanbul'un kendine ancak yeten, gösterişsiz semtlerinden birinde , annesi, kız kardeşi , üvey babası ve üvey babasının 3 yetişkin çocuğuyla birlikte yaşayan, 23 yaşlarında bir kızdır. Umut , üvey kardeşleriyle birlikte büyümenin tüm sıkıntılarını çocukluğu boyunca yaşamış, hala da yaşamaktadır. Ozan , 25 yaşlarında dışa dönük , neşeli , enerjik , çekici bir genç adamdır. Çıraklık için hayli geçkin yaşına rağmen kuaförlükte ısrar etmesi , çalışanların kafasında soru işareti uyandırsa da , Ozan bir kaç işe girip çıktığını , hiçbirinde mutlu olmadığını , bu işi sevdiğini , bir tanıdığın yardımıyla da bu mekanda başladığı için kendisini şanslı saydığını anlatmaktadır. Geldiği anda Umut'u beğenir ve onunla ilgilenir. Ozan için de durum pek farklı değildir. Umut'u ilk gördüğü an etkilenen Ozan, onu tanıdıkça giderek bağlanır. Fakat , Umut'a henüz anlatmadığı bir hikayesi vardır. Umut’un hayatı o güne kadar sadece tiyatro sahnesinde tanıdığı, filmlerde gördüğü bir duyguyla, aşkla tanışınca baştan ayağa değişecektir. Aşkın kendisini bu sınırları belli, her gün aynı dırdırla geçen hayatından çekip çıkaracağını düşünürken hiç beklemediği yerlere savrulacaktır.
Gizem Karaca kimdir? Umut Gizem Karaca Gizem Karaca Umut Umut , İstanbul'un kendine ancak yeten, gösterişsiz semtlerinden birinde , annesi , kız kardeşi , üvey babası ve üvey babasının 3 yetişkin çocuğuyla birlikte yaşayan, 23 yaşlarında bir kızdır.Gerek evdeki baskıcı baba ve abisinin gölgeleri , gerek her yan
Şükrü Özyıldız kimdir? Ozan Şükrü Özyıldız Şükrü Özyıldız Ozan Ozan , 25 yaşlarında dışa dönük , neşeli , enerjik , çekici bir genç adamdır. Çıraklık için hayli geçkin yaşına rağmen kuaförlükte ısrar etmesi , çalışanların kafasında soru işareti uyandırsa da , Ozan bir kaç işe girip çıktığını , hiçbirinde mutlu olmadı
Berk Oktay kimdir? Hakan Berk Oktay Berk Oktay Hakan Hakan, babasından devraldığı maddi, manevi mirası layıkıyla kullanıp geliştiren, Türkiye’nin artık kendi sınırlarının dışına çıkması, başka ülke pazarlarını da zorlaması gerekliliğine inanan, sempatik, çalışkan bir kanal sahibidir. Umut bir hayır
Mahkeme sonuçlanmış Mete herkesi bir kez daha şaşırmıştır. Bir tek Öykü huzursuzdur. Annesinin “Sabah Ayaz aradı. Bu akşam istemeye geleceklermiş” sözü onu daha da panik yapar. “Olmaz!” diye itiraz eden Öykü, bu istemeyi ertelemek için elinden geleni yapacaktır. Ayaz’la evlenmek en çok istediği şey iken Öykü neden bu kadar korkar? Diğer yandan şehrin gecekondu semtinde gittiği iş görüşmesi hem onun hem de Ayaz’ın yaşamını derinden etkileyecek bir başlangıç olur. Öykü ne kadar çabalasa da kadere karşı koyamaz ve kendini mutfakta Ayaz ve misafirlere kahve yaparken bulur. Üstelik hiç beklenmedik bir ziyaretçisi daha vardır. Ayaz “Öykü’yü deli gibi seviyorum. Hayatımda kimseyi sevmediğim kadar. Ailem olsun istiyorum, çocuklarımın annesi, yol arkadaşım olsun… Yani Allah’ın emri Peygamberimizin kavliyle kızınızı kendime istiyorum...” dediğinde mutluluk gözyaşları dökülür. Nihayet iki aşık için mutluluğun kapıları ardına kadar açılmıştır. Ancak bu durumu kabullenmiş görünen Mete’nin planlarından kimsenin haberi yoktur. Pişman olup düzeltmeye karar verdiğinde de artık her şey için çok geçtir...
Umut ve Hakan’ın nikah günü gelir. Umut gelinliğinin içinde nefes alamamaktadır. Hakan ise Ozan’ın söylediklerini hatırladıkça gerilir. Nikahtan dakikalar önce Ozan’ın nikah mekanına gelmesiyle herkes gerilir. Ozan’ın olaysız bir şekilde gidişiyle biraz rahatlasalar da, Umut son dakika da evlenmekten vazgeçer ve nikah masasından kaçar. Herkesi sakinleştirmek ise Umut’un hep yanında olan Asude’nin işidir. Umut’un nikahtan kaçtığını fark eden Ozan ise arabayla yolunu keser. Umut Ozan’a karşı koymaya çalışsa da başarılı olamaz. Ozan Umut’u kimsenin onları bulamayacakları bir otele götürür. Hakan’ın ses kaydını dinlemesi için Umut’a verir. Umut’un kaçması Hakan için tam bir yıkım olmuştur. İşlerine dört elle sarılır. En büyük yardımcısı kardeşi Rüzgar olacaktır. Selda, Yeldanın nerde çalıştığını Zeliha’ya söyler. Yelda’nın zorla çalıştırıldığını düşünen Zeliha mekana gider ve Yelda’yı ikna etmeye çalışır. Zafer, Korumalar ve mekan sahibinin araya girmesiyle işler çığırından çıkar ve polis gelir, karakolluk olurlar. Yelda’nın kendi isteğiyle Bar da şarkı söylediği anlaşılır. Fakat Zeliha kızını orada bırakmamakta kararlıdır. Yelda’yı almak için tekrar Bar’a gider, Bodyguardlar ve Zafer Zeliha’ya müdahile eder. Duyulan 1 el silah sesi ise olayların akışını değiştirir.
Zeliha’nın vurulmasıyla herkes şok olur. Ozan ve Umut hastaneye koşar. Zafer ve Yelda derin bir üzüntü yaşar. Kısa süre de taburcu olan Zeliha’nın aklı hala Yelda da dır. Ozan, Umut’u Melis’in evine götürür.Umut Ozan’ın doğacak çocuğunu kabul edeceğini söylese de yaşanalar için üzgündür. Hakan öfkesiyle başa çıkamaz. Kendini işlerine adar. Bar’ın sahibi Cihan Yelda’nın gözünü boyar.Yelda artık oraya ait olduğunu düşünmektedir. Umut annesinin isteğini kırmayıp son kez Yelda’yı vazgeçirmek için Ozan ile bara gider. Yelda’nın tepkisi sert olur ve Umut ile kavga eder. Rüzgar abisinin halini gördükçe üzülür. Umutla konuşması için onu ikna eder. Hakan Umut’u bulur ve içinde biriktirdiklerini söyler. Hakan’ın Rüzgar hakkında söyledikleriyle savunmasız kalan Umut, Rüzgar ile konuşmaya karar verir. Rüzgar’ın Emel’i öldürdüğünü itiraf etmesiyle Umut ne yapacağını bilemez.
Rüzgar’ın suçunu itiraf etmesiyle Umut ne yapcağını şaşırır. Bunu Ozan dan gizler. Rüzgarın teslim olması için hakan’a zaman tanır. Avukatıyla görüşen Hakan, Rüzgar’ı adalete teslim eder. Bunu öğrenen Ozan sinir krizi geçirir. Hakan öfkesi daha da artar ve onunla hesaplaşmaya gider. Yelda’nın yaşadıkları kendisine ağır gelir. Cihan’ın yanından kaçar fakat eve de dönemez. Kendini sokaklarda bulur. Umut ilk defa üvey babası Zafer’le yakınlaşır. Ozan babası Ragıp dan şüphelenir ve Özen’in ev adresini bulur. Özen’in evine gider ve gerçekleri öğrenir. Melis’in doğumuyla Ozan ve Umut’un kaderi değişecektir.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


Bulgaristan'ın İlginç Kadın Pazarı - Komşu Ülke Hakkında ... RUKİ - Bir Kız Hakkında KORE'DE FİTNESS! (Bir Ayda EFSANE Değişim!) - YouTube Hepimize Yanlış Tanıtılan Bir Ülke: LİBYA - YouTube Hande Yener - Bir Bela ( Official Video ) - YouTube Yabancı K-pop Grubu Kaachi Hakkında Gerçekler KORELİ ve JAPONLARA ÜLKE LİDERLERİNİ SORDUK ??? /Asyalıların Tepkisi Karol Sevilla Hakkında 33 Şey! Bu 10 Ülke, Bir Kadınla Evlenmek İsteyen Erkeklere Para ...

Güzel bir şarkı bırakın? - KizlarSoruyor

  1. Bulgaristan'ın İlginç Kadın Pazarı - Komşu Ülke Hakkında ...
  2. RUKİ - Bir Kız Hakkında
  3. KORE'DE FİTNESS! (Bir Ayda EFSANE Değişim!) - YouTube
  4. Hepimize Yanlış Tanıtılan Bir Ülke: LİBYA - YouTube
  5. Hande Yener - Bir Bela ( Official Video ) - YouTube
  6. Yabancı K-pop Grubu Kaachi Hakkında Gerçekler
  7. KORELİ ve JAPONLARA ÜLKE LİDERLERİNİ SORDUK ??? /Asyalıların Tepkisi
  8. Karol Sevilla Hakkında 33 Şey!
  9. Bu 10 Ülke, Bir Kadınla Evlenmek İsteyen Erkeklere Para ...

Öylesine bir Kız. Loading... Unsubscribe from Öylesine bir Kız? Cancel Unsubscribe. ... Karol Sevilla hakkında bilgiler 😘😍😍💕 ️ - Duration: 2:46. sude oloji 6,942 views. 2:46. Bu 10 Ülke, Bir Kadınla Evlenmek İsteyen Erkeklere Para Veriyor... Herşey Dahil olarak size YouTube'da en bilgilendirici büyüleyici ve çekici videoları get... Bulgaristan'ın İlginç Kadın Pazarı - Komşu Ülke Hakkında Bİlmediğiniz Çok Şey Var... Herşey Dahil olarak size YouTube'da en bilgilendirici büyüleyici ve çe... Yaz tatili için düşünmeyeceğiniz bir yer. Televizyonlarda haberleri izleyince uçak biletinizi satın almışsanız bile iptal edesiniz geliyor olabilir, ya da ot... korelİ ve japonlara Ülke lİderlerİnİ sorduk Bu videoda Koreli, Japon, Moğol ve Çinli arkadaşlarıma dünya liderlerini sorduk. Ülkelerin başkanlarını bilmeye çalıştılar Bir kız hakkında O kız aklımda Kapısız bir evim var deponun yanında Onu orada gördüm kısacık saçıyla Tanışıp konuşmadım kendi keyfime oynadım Oturup şarkı yazdım bir kız ... Click here to buy track ( Şarkıyı Satın Almak için tıklayınız ): https://itunes.apple.com/tr/album/bir-bela/id657917473?i=657917487&uo=4 Click here to buy al... Selam! Bildiğiniz gibi yeni bir grup çıkış yaptı ve resmen ay koronadan sıkıldık bir grup kuralım demiş gibiler. Hiç beğenmedim. Zaten bir sürü de antileri v... Kore'de fitness ile bir ayda efsane değişim nasıl oluyor? Kore'de fitness, spor, body making, body building gibi konuları ve egzersiz yaparak bir ayda efsane...